Kahve Alışkanlığının Zararları

Kahve Alışkanlığının Zararları

 

 

 

 

Güne başlarkek bir firncan sıcak kahvenin yerini hiçbir şeyin tutmadığına inanıyorsunuz ama yorulduğunuz da yada gün içerisinde sıkıldığınızda tekrar kahveye sarılıyorsanız siz bir kahve tiryakisi olmuşsunuz demektir.İşte size tiryakiliğinizin iyi ve kötü yönleri:

BAŞ AĞRISININ İLACI

Kahve ağrı  kesicilerin etkisini yüzde 40 oranında artırıyor. Özellikle migrene karşı, diğer ilaçlarla birlikte kafein de reçeteye ekleniyor.

TÜMÖRÜ KÜÇÜLTÜYOR

Kahveyle göğüs kanseri arasındaki ilişki en çok araştırılan alanlardan birini oluşturuyor. 1980′lerde son derece olumsuz raporlar yayındı, ancak 1988′de araştırmacılar, kahveden korkmaya gerek olmadığına karar verdiler.

Hatta araştırma raporlarından birinde kahvenin kötü huylu tümörleri küçülttüğü bile belirtildi – ancak günde beş koca fincan içmek kaydıyla. Bugün ise korkular halen geçerli, çünkü bazı bilimadamlarına göre kahve iyi huylu tümörlerin büyümesine yol açıyor.

KEMİK ERİMESİ BİLMECESİ

Son araştırmalarda en tartışmalı konulardan biri. Kahvenin kalsiyum kaybına yol açıp açmadığı (özellikle kadınlar için tehlikeli), dolayısıyla kemik erimesi ve kırık riskini artırıp artırmadığı araştırılıyor. Genç kadınlar için günde bir fincan kahvenin zararı yok, ancak yaşlı kadınlar için aynı durum söz konusu olmayabilir.

UYKU KAÇIRIYOR

Kahvenin uyku kaçırdığını herkes biliyor, ancak bu etki zannettiğinizden daha uzun sürüyor. REM uykusu sırasında rahatsızlık yaratıyor.

BAĞIRSAK ÇALIŞTIRIYOR

Kahve, bağırsakları harekete geçiriyor. Bu da midenin besinler sindirilmeden boşalması anlamına geliyor, ancak sağlık açından bir felaket olarak görülmüyor. Kahve, gastrik asit salgılanmasına yol açıyor, ancak süt ve biranın yarısı kadar bir düzeyde.

 

 

Hamilelere Yaz İçin Tüyolar

Hamilelere Yaz İçin Tüyolar

Yaz sıcağında hamilelik artık korkulu sendrom olmaktan çıkıyor.

Vücut ısıları yükselen, tartıları ve kan hacimleri artan, akciğer kapasiteleri daralan hamileler için sıcaktan korunmak daha da önemli. Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu “Ödem oluşmaması için fazla tuz almayın, güneşten sakının, bol bol su için” dedi

Özellikle hamileliğin ilk yarısında hipotansiyon- tansiyon düşüklüğünün sık rastlanan bir şikayet olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, ” Yaz aylarında ısı ve terleme ile oluşan sıvı kaybı eğer yerine konmazsa bayılmalara neden olabilir. Bu nedenle, her zaman olduğu gibi, 1,5 – 2 litre sıvı, özellikle de su içilmesi gebelikte daha büyük önem taşır” açıklamasında bulundu.

Fıçıcıoğlu “Sık aralıklarla az miktarda su içmek ve yemek yemek hem sıvı açığının oluşmasını engeller hem de hipoglisemi- düşük kan şekeri- nedeniyle görülebilecek rahatsızlıkları da ortadan kaldırabilir” dedi.

Yaz aylarının nimetlerinden faydalanıp, bol bulunan meyve ve sebzelerden tüketmenin en sağlıklısı olduğunu vurgulayan Fıçıcıoğlu şunları söyledi: ” Bebeğin gelişimi için yeterince protein ve kalsiyum alınması da çok önemlidir. Yaz ayları dondurmasız geçmez. Hamileler dikkatli olmalı, iki canlıyım, bebek istedi diyerek aşırı tüketen annelerde şeker hastalığı olma olasılığını akıldan çıkartmamak gerekir. Hamilelikte mide boşalma süresi uzadığından, hazmı zor, kızartma, aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçınmak gerekir.”

Ödeme karşı kısa yürüyüş!

Gebelikte kan hacmi ve damar geçirgenliğinin artması ile özelikle ayak ve bacaklarda görülen ödemin rahatsızlık verici boyutlara ulaşabildiğini vurgulayan Dr. Fıçıcıoğlu, ödemin getirdiği sorunlar hakkında şunları söyledi:”Ödeme sıcakların etkisi ile toplardamarların genişlemesi de eklenince, hamileler evde giyecek ayakkabı bulamayabilirler. Sıvı alımına dikkat ederken, sodyum-tuz- alımına da özen göstermek gerekir. Kesin bir tuz kısıtlaması yapılmamalı, ancak tuzlu çerez, işlenmiş gıdalar, şarküteri gibi aşırı tuzlu yiyecekler tercih edilmemelidir. Uzun süre ayakta durmak, oturmak ya da güneşte kalmak ödemi arttırabileceğinden, gün ortasında 11.00-16.00 arası doğrudan güneşte kalmaktan sakınmak, kısa yürüyüşler yapmak ve ödem olması durumunda yatarak ayakları yükseltmek alınabilecek önlemlerdendir.”

Bol bol yüzün

Hamilelikte önerilen en ideal sporlardan birinin yüzmek olduğunu belirten Dr. Fıçıcıoğlu, “Eğer kanama, düşük tehdidi, yüksek tansiyon, erken doğum gibi hamileliği komplike eden bir durum yoksa, son aya kadar deniz veya havuzun temiz olması ön koşulu ile yüzmek sıcaklarla mücadele etmenin en güzel yollarından biridir. Ayrıca hamilelik boyunca aktif olmak kan şekerini düzenler, oksijen kullanımını arttırır, tartı alımını dengede tutar ve normal doğumu kolaylaştırır” dedi.

Kıyafet seçimini doğru yapın

Hamilelerin giyim tarzının da rahat olması gerektiğini vurgulayan Dr. Fıçıcıoğlu, giyim tarzı konusunda şu bilgileri aktardı:

“Hamile bayanın giyimi, ayaklarda oluşan kan göllenmesini arttırmayacak şekilde, diz kalça ve belde rahat olmalı, yaz aylarında gereksinime göre eklenip çıkartılabilecek özellikte ince katmanlardan oluşmalıdır. Hamilelikte cilt lekelenmeye yatkındır ve hamilelikte oluşan kloazma adı verilen gebelik maskesi gebelikten sonra da kozmetik sorun yaratabilmektedir. Güneş lekelenmenin oluşumunu arttırır. Gün ortasında doğrudan güneş altında kesinlikle bulunulmamalı, şapka, güneşlik, giysiler ve yüksek koruma faktörlü ürünlerle güneşin zararlı etkilerinden korunmalıdır. Ayrıca annenin vücut ısısının artması, gelişen bebeğe zarar verebileceğinden, uzun güneş banyoları ve solaryum önerilmez. Özetle hamileler güneşten sakınmalı, bol su içmeli ve denizin keyfini çıkarmalılar.”

Obez kadınlar ve gebelik

Obez kadınlar ve gebelik

Obez kadınların normal kilolu kadınlara göre 4 kat fazla plansız gebelikle karşı karşıya kaldığı bildirildi.

Fransız Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsünden (Inserm) Nathalie Bajos ve ekibinin yaptığı araştırma, kadınların bedeni ve kilosu konusundaki sosyal baskının güçlü olduğunu, obez kadınların ise iki kat güçlük çektiğini ortaya koydu.

İngiliz Tıp Dergisi’nde (BMJ) yayımlanan araştırmada, 4 kat fazla plansız gebelikle karşı karşıya kalan obez kadınlarda kürtaj oranının fazla olduğu ve jinekolog tarafından daha özensiz takip edildikleri belirtildi.

Jinekoloğa giden obez kadınların, normal kilolulardan daha az sıklıkla doğum kontrol hapı kullandığını belirten bilim adamları, doktorların obez kadınlara hap yazma konusunda tereddüt ettiğini ancak Dünya Sağlık Örgütüne göre hapların yararının risklerinden fazla olduğunu vurguladı.

Fransa’da 18-65 yaşında 10 binden fazla obez, aşırı kilolu, normal kilolu kadın ve erkeğin katıldığı, cinsellik ve kiloyu konu alan araştırma, obez kadınların yüzde 29’unun, normal kadınların yüzde 12’sinin cinselliği önemli bulmadığını da gösterdi.

Araştırmada, obez kadınların obez erkeklere göre daha zor eş bulduğu,18-29 yaş arasındaki obez kadınların eş bulmak için normal kadınlardan yaklaşık 5 kat fazla internete başvurduğu belirtildi.

Obez kadınların, obez erkeklerin tersine çoğunlukla obez eş buldukları da görüldü.

RealAge

Adetliyken Rahatlatan Gıdalar

Adetliyken Rahatlatan Gıdalar

 

 

 

 

 

 

BALIK VE YUMURTA ADET SANCISINI HAFİFLETİYOR
Yapılan araştırmalar, tuz, yağ ve şeker miktarını azaltıp, protein bakımından zengin olan balık ve yumurtayı fazla yiyenlerde, lifli besinleri sofrasından eksik etmeyenlerde adet
Deniz mahsullerinde, soya fasulyesinde, sütte ve susamda ağrıyı azaltmak yanında kişiye mutluluk hissi de veren “trytophan” isimli bir çeşit amino asit bulunduğunu hatırlatan uzmanlar, bu gıdalar sayesinde adet döneminin ağrısız geçirilebileceğini belirtiyorlar. Adet
İştah ya kapanır veya kişide aşırı tatlı yeme isteği ortaya çıkar. Bunların yanı sıra depresyon,alınganlık, gerginlik, endişe, uyum güçlüğü gibi duygusal değişiklikler de görülebilir. Kadınların yüzde 10’u adet öncesi sendromu (PMS) diye bilinen bu dönemi çok şiddetli yaşarlar. Daha çok 20’li ve 30’lu yaşlarda görülen adet öncesi sendromunun en önemli sebebi hormonal dengesizliklerdir.

KAFEİNLİ İÇECEKLERDEN UZAK DURUN
Hormonlar üzerinde etkileri olan bazı besinler ise,adet öncesi sendromunu önler. Örneğin, adet tarihinden birkaç gün önce tuz azaltılırsa, şişme ve ödemin önüne geçilebilir. Kafeinli içeceklerden uzak durulması ise,huzursuzluk hissini ve göğüslerdeki hassasiyeti azaltır.
Diyetisyenler, bu konuda şöyle diyorlar : “Stres, aşırı alkol tüketimi, beslenmede doymuş yağ oranı fazlalığı, adet öncesi sendromunu hızlandırıcı faktörlerdir. Şeker hastalıklarında da sendrom daha ağır seyreder. Bu dönemi hafif geçirmek için karbonhidratlı gıdalardan uzak durmak gerekir. Adet döneminde ve adet öncesi sendromunda kalsiyumun önemi büyüktür.
Kalsiyumun yüzde 99’u kemiklerde, geri kalanı da kandadır. Kandaki kalsiyum kas ve sinir iletimini sağlar. Kandaki kalsiyumun seviyesi düştüğünde, bundan kas ve sinir sistemi olumsuz yönde etkilenir. Böyle bir durumda adet öncesi sendromu daha yoğun yaşanır.
Kalsiyum, B vitamini, E vitamini, çinko ve magnezyum bakımından zengin gıdalar almak gerekir. Yani bol bol siyah üzüm, yumurta, kabak, patates, kavun, ay çekirdeği, fındık, ceviz, muz, ciğer, deniz ürünleri ve balkabağı yenilmelidir”

ADET ÖNCESİ SENDROMUNU AZALTAN GIDALAR
B vitamini : Ciğer, böbrek, yumurta sarısı, yapraklı sebzeler. Kalsiyum : Süt, balık, ayçekirdeği, soya fasulyesi, yerfıstığı, ceviz, somon. Magnezyum : Mısır, fındık, maydanoz, elma, incir, limon, portakal, un

ADET SANCILARINI AZALTAN GIDALAR
Balık, yumurta, lifli besinler, tavuk, deniz mahsulleri, soya fasulyesi, süt, susam. öncesi sendromlar da dikkate alındığında kadınların yaklaşık on günü regl döneminin sıkıntılarıyla başbaşa geçer. İşin acı tarafı bu ağrılı ve sıkıntılı süreç, bazı kadınlar tarafından adeta bir kader gibi görüldüğü için hiçbir önlem almayı akıllarına getiremezler. sancılarına dur demek mümkün. öncesi vücut su toplamaya, göğüsler hassaslaşmaya başlar.



Yataktaki ağrıya dikkat

Yataktaki ağrıya dikkat

Kadınların cinsel ilişkiye girmek istemedikleri zamanlarda söyledikleri ’başım ağrıyor’ sözünde doğruluk payı varsa, bu ağrı sağlık açısından çok tehlikeli bir durumun habercisi olabilir.

Cinsel ilişki sırasında oluşan baş ağrısı çok dikkate alınmaz, hatta bunun için doktora başvuranların sayısı oldukça düşüktür. Kişiler ancak yaşam kaliteleri çok bozulduğunda doktora başvururlar.

Şiddetli bir baş ağrısı, beyinde bir kanamanın işareti olarak gündeme gelebilir. Bu tip ağrı, cinsel ilişkiden sonra da geçmez, günlerce sürebilir. Devamında beyin felcine hatta ölüme yol açar. Konuyla ilgili sorularımızı Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serdar Dağ yanıtladı:

- Cinsel ilişki sırasında baş ağrısını tetikleyen nedir?

Cinsel ilişki sırasında damarların genişlemesine bağlı baş ağrısı oluşur. Çiftler ilişkiyi yaşayamazlar. Eğer partnerine karşı da isteksizlik varsa stresi tetikler, stres de baş ağrısını tetikler. Daha önce yaşamadıkları bir ağrı meydana gelir. Bu ağrı kişilerin orgazmı yaşamasını da engeller. Cinsel ilişki tam bir kabusa dönüşür. Migrendeki gibi aşırı stres, uykusuzluk, hava değişimi gibi olaylar bu ağrıyı tetikler.

- Diğer baş ağrılarından farklı mıdır?

Enseden başlayan ve insana patlayacakmış hissi veren bir ağrıdır. Bu tip ağrılara ’devamlı görülen iyi huylu baş ağrısı’ diyoruz. Bu ağrı insanın yaşam kalitesini bozan bir ağrıdır. Özellikle erkekler için çok önemlidir. Çünkü erkekler cinsel hayatlarını olumsuz etkileyecek her türlü soruna müdahale etmek isterler. Sertleşme sorunu viagra, cialis gibi ilaçlar sayesinde çözümlenmiştir. Bu baş ağrısı ise tabu olarak saklanır. Ve erkek olsun, kadın olsun önemsemedikleri için bu ağrıyı, zorla cinsel ilişkiye girerler. Bu da cinsel aktiviteden soğumaya neden olur.

- Kötü huylu bir baş ağrısı olduğunu nasıl anlarız?

Cinsel aktivite sırasında şiddetli baş ağrısı bir beyin kanaması habercisi olabilir. Beyin damarlarında anevrizma (genişleme) varsa, cinsel aktivite sırasında kan basıncı arttığı için bu anevrizmalar yırtılır. Beyin kanamalarına yol açabilir. Bu durum çok ender görülse de, ölümle sonuçlanır. Beyin kanaması ile sonuçlanan baş ağrıları cinsel ilişkiden sonra geçmez. Eğer beyinde sızma şeklinde kanama oluştuysa günlerce sürebilir. İkinci üçüncü cinsel ilişkiden sonra damarların açılmasıyla felçle ya da ölümle sonuçlanır. O yüzden şiddetli baş ağrılarına dikkat etmek gerekir.

- Kadınlarda görülme sıklığı daha fazla mıdır?

Migren türü damar kaynaklı ağrılar kadınlarda daha sık görüldüğü için cinsel ilişki sırasında baş ağrısı da daha çok kadınlarda görülür. Ancak toplumda kullanılan ifade mecazidir.

- Tedavi yolları nelerdir?

Baş ağrısının mekanizması genetiktir. Damarlar genişlediği zaman insanın başı ağrır, daraldığı zaman ağrı geçer. Baş ağrısına sebep olabilecek etkenlerin kaldırılması lazımdır. Kişinin normal yaşamında da başı ağrıyorsa tedavi edilir. Cinsel ilişki sırasında gelen baş ağrıları için de yatmadan önce alınacak ilaçlar var. Ağrı şiddetli olsun ya da olmasın cinsel ilişki sırasında başınız ağrıyorsa mutlaka doktora gidilmesi gerekir.