Kalp krizi tehlikesinde en riskli yaş grubunda bulunan 40 yaş ve üstündekiler, yaşam tarzlarına ve sağlıklarına biraz daha dikkat etmek zorunda. Milyonlarca insanın yaşamını tehdit eden kalp ve damar hastalıklarından her yıl yüzbinlerce insan yaşamını yitiriyor. Genç yaşta geçirilen kalp krizlerinin çoğu ne yazık ki ölümle sonuçlanıyor. Yapılan araştırmalara göre dünyada her yıl 17 milyon, ülkemizde ise tam 190 bin kişi kalp ve damar hastalıklarından hayatını kaybediyor. Kalp krizi tehlikesine karşı en etkili yöntem ise düzenli olarak kontrolden, daha doğrusu check-up ‘tangeçmek.
40 yaş ve üzerinde bulunan erkekler risk durumlarına göre 1 ila 3 yıllık periyodlarla kolestrol, kan basıncı ve kan şekerini ölçtürmek zorunda. Bu ölçümler kalp hastalığının teşhisi için yeterli değil elbette. Kalp doktorları, kişide alkol ve sigara kullanımı, obezite, diyabet, yüksek tansiyon veya ailesinde kalp hastalığı olup olmadığına bakıyor. Tahliller ve detaylı fiziksel muayenenin ardından şüpheli durum görülmesi halinde hastanın EKG ’si çekiliyor. EKG ile ritim bozukluğu, kalp krizi varlığı veya şüphesi, damar daralmaları gibi hastalıklar teşhis ediliyor. Ama EKG de, kalp rahatsızlıklarının tespitinde yeterli olamayabiliyor.
Bu yönteme genellikle ritim bozukluğu, göğüs ağrısı şikayetlerinde başvuruluyor. Efor testi ise kalbi besleyen atar damarlarda tıkanıklık veya darlık olup olmadığını anlamak için yapılıyor. Koroner yetersizliği olarak bilinen tıkanıklık veya darlık, hiçbir belirti vermeden de yaşandığı için, hiçbir şikayeti olmasa bile 40 yaşın üzerinde bulunan erkeklere check-up yapma amacıyla bu test uygulanıyor. Kardiyologlar, ayrıca gizli kalp hastalıklarına karşı, 40 yaşını geçmiş tüm erkekler ile menopoza girmiş tüm kadınlara, herhangi bir şikayet olmasa bile mutlaka ekokardiyografi çektirmelerini tavsiye ediyor.


