Gebeliğin Evreleri

Gebeliğin Evreleri


Gebelik, genellikle en doğru referans olan son adet döneminden sonra otuzsekiz ya da kırk hafta sü­rer. Kimi kadınlar gebe kaldıkları anı bilebilse de en doğru gösterge ilk üç ay boyunca adet kanaması olmaması ola­caktır. Her kadının vücudu değişik tepki verebilir ya da aynı ka­dının iki ayrı gebeliğinin seyri birbirine benzemeyebilir. Başlan­gıç aşamalarında yaygın olarak yorgunluk belirtileri görülür, ki­mi kadınlar göğüslerinde hassasiyet ve idrara çıkma gereksini­minde artış hissederler. Kimileri ruh hallerinde değişiklik ve dal­gınlık dönemleri geçirirler. Aşırı yeme isteği, genel bir mutluluk hali ve libidoda artış da yaygındır. Tıp ve diğer şifa bilimleri, ru­hun fetüse onikinci haftada girdiğinden söz ederler. Gebelik ge­nellikle bu zamanlarda kesinleşir.

Dördüncü aydan altıncı aya kadar olan dönemin ikinci üç ayın­da fetüs hızla büyür ve kadındaki fiziksel değişiklikler belirginleşir. Bu dönemlerde şişlik görülür duruma gelir, göğüsler irileşir, meme uçlan koyulaşır ve bulantı gibi erken belirtiler ortadan kalkar. Buna genellikle “kendini aşırı iyi hissetme” duygusu ve enerji düzeyinde artış eşlik eder. Çoğu kadın yirmiikinci haftadan başlayarak fetüs hareketlerini hissederler ve rahimde yaşam belirtisi görülmeye baş­lar. Şişliğin belirginleşmesinin yanısıra, çoğu kadın gebeliğin bu döneminde ışık saçar, ciltleri sağlıkla parlar, saçları ve tırnakları güç­lenir, kalınlaşır. Hareket etmekte henüz güçlük çekmeye başlamaz­lar ve çoğu kendisini dünyanın tepesinde hissettiğini söyler.

Son üç ayda hamile kadını yorgun ve ağırlaşmış, doğum yap­maya hazır görmek olasıdır. Vücut genişledikçe gerilme izleri or­taya «çıkabilir, mide ve bağırsakların sıkışmasıyla sindirim düzeni değişebilir. Ağırlık alt karına doğru inince idrara çıkma sıklaşır ve bu ağırlık bel kemiğini öne doğru çekince kas ya da alt-sırt ağrı­sına neden olur. Çoğu kadın için bu dönem beklenen çocukla en yakın temasın kurulduğu dönemdir ve olayın kendi önemiyle karşılaştırdığında bu tür fiziksel belirtiler önemsizleşir.

Seks yapmak için bahaneler

Seks yapmak için bahaneler

Seks yapmanın, zevk almaktan öte bir sürü işlevi var. Kalbinize ve cildinize iyi geliyor, ekstra kalori yakmanızı sağlıyor…

Fazla kalorileri yakıyor, cildi güzelleştiriyor, koku ve tat alma duyularını geliştiriyor, kalbe-damarlara iyi geliyor, bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor… Tüm bunları yapan mucizevi bir ilaç ya da pahalı bir kür değil; seks. Bu haberi okuduktan sonra eminiz bir daha ‘başım ağrıyor’ mazeretine başvurmayacaksınız!

1. Seksin kalbiniz ve damarlarınız için en iyi egzersizlerden biri olduğunu biliyor muydunuz? Belfast Queens Üniversitesi’nde 1000 erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre seks kalp-damar sağlığını güçlendiriyor. Araştırma, haftada 3 kere ya da daha fazla seks yapan erkeklerin kalp krizi geçirme oranlarının yarı yarıya düştüğünü ortaya koymuş.

2. Seks, kalori yakmanın da en eğlenceli yolu herhalde… 30 dakikalık bir yatak odası aktivitesi sonunda yaklaşık 200 kalori yakıyorsunuz.

3. Sabahları işe sürünerek, asık bir suratla gitmeye son! Seks, beynimizin nörotransmiter (sinir iletici) üretimine yardımcı oluyor, bu da bizim ruh halimizin daha iyi olmasını sağlıyor.
Seks ayrıca sinirleri yatıştırmanın da en
iyi yolu…

4. Seks, uykusuzluk çekenlerin derdine de deva oluyor. Erotik bir masaj sonrasında çarşaflar üzerinde yapacağınız dans, deliksiz bir uykuyu garantiliyor. Neden mi? Orgazm sonrasında endorfin serbest kalıyor, bu da beyinde morfin etkisi yaratıyor, vücut gevşeyip rahatlıyor; siz de çok faydalı, dinlendirici bir uykuya dalıyorsunuz.

5. Doyuma ulaştığınız gecenin sabahında çiçekleri koklayın. Patrick Süskind’in “Koku” adlı romanının kahramanı Grenouille kadar olmasa da kokuları daha iyi algıladığınızı göreceksiniz. Çünkü, orgazm sonrası salgılanan prolaktin hormonu beynin koku alma merkezini uyarıyor ve düzenli yapıldığında koku alma duyusunu geliştiriyor.

6. Soğuk algınlığına karşı portakal-mandalina yemenin yanında yapabileceğiniz diğer bir aktivite de bol bol sevişmek. Yapılan araştırmalara göre haftada bir ya da iki kere seks yapmak bağışıklık sistemini yüzde 30 oranında güçlendiriyor.

7. Seks pelvis bölgesindeki kasları güçlendirerek, mesane, rahim ve bağırsaklara destek oluyor. Bu da daha iyi bir “idrar kontrolü” anlamına geliyor.

8. Yine aynı araştırmaya göre, düzenli seks erkeğinizin inme riskini de düşürüyor.

9. “Yok hiç havamda değilim, başım ağrıyor” yerine “Evet hayatım, bu gece yapalım çünkü başım fena ağrıyor” demelisiniz! Çünkü seks aynı zamanda harika bir ağrı kesici. Nasıl mı? Orgazm öncesinde vücudunuz tam 5 kat daha fazla oksitoksin salgılıyor. Oksitosin de endorfin hormonunu harekete geçirerek migrenden arterit ağrılarına kadar bir çok şikayeti hafifletiyor.

10. Ağrıdan bahsetmişken, düzenli seksin adet dönemlerindeki ağrıları azalttığını da listemize eklemekte fayda var.

Aytaç Özkardaş, Formsanté

Erken boşalma engellenebilir

Erken boşalma engellenebilir

Erken boşalma erkeklerde en sık rastlanan cinsel sorunlardan biridir ve ülkemizde 10 erkekten 7’sinde görülmektedir, ama tantra tekniği ile boşalma kontrolü öğrenilebilir.

Hemen her erkeğin hayatının bir döneminde yaşayabileceği bir sorun olan erken boşalma, erkeğin cinsellikten tat almasını engeller, kendine güvenini sarsar ve uzun vadede eşiyle/partneriyle olan ilişkisini bozabilir.

Erken boşalma için birçok tedavi yöntemi önerilmekle birlikte cinsel terapi dışındaki diğer yöntemler geçici ve faydasız çözümlerdir. Cinsel terapi sayesinde kişi oşalma denetimini öğrenirken bir yandan da cinsellikle ilgili yeni bir bakış açısı geliştirebilir ve eşiyle olan iletişimi de olumlu biçimde değişebilir. Bir

Uzakdoğu tekniği olan Tantra Tekniği de cinsel terapi içinde yer alabilir. Tantra egzersizlerini uygulayarak erkek boşalmasını kontrol etmeyi de öğrenebilir. Cinsellik, aile ve evlilik konularında halkımızı bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED); Tantra tekniği ile boşalma kontrolü konusunda çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı.

Tantra tekniği ile boşalma kontrolü öğrenilebilir

Erken boşalmanın erkeklerin cinsel hayatını kabusa çevirdiğini ve erkeklerin bu sorunu çözebilmek için duydukları herşeyi denediklerini söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Erken boşalma erkeğe kendini kötü hissettirir, cinsel yönden kendine güvenini sarsar ve eşiyle iletişimini zedeler. Erkekler erken boşalma sorunlarını çözebilmek için birçok yöntem denerler ancak en etkili yöntem, kişinin neden bu sorunu yaşadığının farkına varması ve boşalmasını kontrol etmeyi öğrenmesidir. Bunun için de ortalama 12 seanslık cinsel terapi görmesi çoğu zaman yeterlidir.

Bu süreçte hem cinsel konularda doğru bilgi edinecek, hem erken boşalmaya yol açan olumsuz duygu ve düşüncelerini farkedip kontrol etmeyi öğrenecek hem de eşiyle iletişimi gelişecektir. Cinsel terapi içersinde erkeğe hem bireysel hem de eşiyle birlikte uygulayacağı ev ödevleri verilir. Tantra egzersizleri de en faydalı ev ödevlerindendir.” dedi. Tantra tekniğinin boşalma kontrolünü hedefleyen basit bazı ipuçları ve öneriler olduğunu söyleyen Dr. Keçe; “Bu önerileri, tantra tekniği adı altında düşüncenin, nefesin ve meninin kontrol edilmesi formülü içinde özetleyebiliriz.

Bu formül içinde anlatılmak istenen şey şudur: Boşalmanın yaklaştığını fark eden erkek kafasından her türlü düşünceyi siler. Böylece, cinsel ve bedensel tüm duyumları algılayabilecek bir hale gelir. Birleşmeyi düzenli ve uyumlu nefes alıp vererek sürdürürken nefesini tutar. Dilini ağzının içinde yuvarlayarak nefes yolunu tıkamaya çalışır. Dilin bu işlevini kolaylaştırmak için bazı Tantra uzmanlarının dilin altındaki deriyi bile kestikleri bilinir. Erkek, meninin akışını durdurmak için, karnını içeri çeker ve penisini de bir miktar dışarı iter. Böylece, uyanıklığın ve mutluluğun en son aşaması diye tanımlayabileceğimiz, ruhsal durum gerçekleştirilmiş olur.

İşte tanra tekniği böyle bir ruhsal durumu gerçekleştirmek, ruhsal ve bedensel bütünlüğü sağlamak için yapılan cinsel bir tekniktir, bir uzak doğu tekniğidir. Biz bu tekniği aşk kaslarını daha iyi kontrol edebilmek ve yeterince gevşetebilmek için cinsel terapide diğer tekniklere ilave olarak kullanıyoruz.” dedi.

Erken boşalan erkek yalancı haz yaşar

Erken boşalan erkeklerin en sık yaşadıkları sorunun ne zaman boşalacağını düşünmekten cinsel ilişkiye odaklanamamaları ve haz alamamaları olduğuna dikkat çeken CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Cinsel terapide erkeğe anın tadını çıkarmaya odaklanması öğretilir ve böylece cinsellikten aldığı hazzın da farkına varır. Tantra tekniğinin de temelinde kişinin bedenindeki duyumlara odaklanması yer alır. Tanra tekniği, bir hazırlık dönemini zorunlu kılan ayrıntılı bir tekniktir. Erkeğin boşalmasını kontrol edebilmesi için, zihni ve bedeni üzerinde belirli bir egemenlik kurması gerekir. Onun için, erkekten yoga bilmesi veya uzun süre nefes egzersizleri yapmış olması istenir.

Hazırlık döneminde erkeğin tantra tekniği için kendisine eş olarak seçilen kadınla içtenlikli bir yakınlık geliştirmesi de, önkoşullar arasındadır.” dedi. Erken boşalan erkeklerin cinsel ilişkide yaşadıkları hazzın gerçek değil yalancı haz olduğunu söyleyen Psk. Bacanak; “Önce erkeğe gerçek hazla yalancı haz arasındaki fark anlatılmalıdır ve erkek gerçek hazzı öğrenmelidir. Bildiğimiz anlamda erkekte erken boşalmayla sonuçlanan haz saniyelerle sınırlı yüzeysel ve yalancı bir haz duygusudur. Oysa Tantra tekniğini öğrenip uygulayabilen erkek için her türlü sınır aşılmıştır. Artık o kimse doğanın sınırsız, bitmez tükenmez gücünü kullanmaktadır.

Cinsel gücünün elverdiği kadar değil canının istediği ya da eşinin istediği kadar sık ve uzun sevişebilir. Artık boşalmanın verdiği haz saniyelerle sınırlı değildir. Çünkü erkek boşalmanın verdiği hazza değil, sevişmenin verdiği hazza odaklanmıştır. Boşalmanın hazzı da yalancı değil gerçek bir hazdır, yoğun bir hazdır. Ancak bu yoğun haz kadar sevişmenin verdiği haz da çok önemlidir. Sevişmenin verdiği haz olmadan gerçek haz hissedilemez. Belki de bunu lezzetli bir yemeğin tadına küçük parmakla bakmaya benzetebiliriz.” dedi.

Aşk kaslarını kullanmayı öğremek sekste çok önemlidir

Tantra tekniğinde önemli olanın boşalmayı önlemek için erkeğin aşk kaslarını nasıl kullanabileceğini öğrenmesi olduğunu belirten CİSED Genel Sekreteri Psk. Dnş. Fatma Ayrık; “Makat, yumurtalıklar ve kasıkları çevreleyen kaslara aşk kasları adı verilir. Erken boşalmayı yaratan önemli faktörlerinden birisi aşk kasları adını verdiğimiz PC kaslarının kontrol edilememesidir. Bu kaslar aynı zamanda işerken işemeyi yarıda kesen, idrar akışının kontrol edilmesine yardımcı olan kaslardır. Ayrıca makatı (anüs) kapatırken kullanılan ve mastürbasyon yaparken sert haldeyken penisi yukarı doğru çekmeye yarayan kaslardır.

Aşk kasları boşalmadan sorumlu olan iç cinsel organların bulunduğu alanın etrafındadır. Bu kaslar kasıldığında meni kesecikleri ve idrar yollarına baskı uygular ve sıkıştırır. Özellikle, erkek bilinçli olarak aşk kaslarını kontrol ederek ve gevşeterek boşalmanın akışını engelleyebilir. Daha da önemlisi, aşk kaslarını kasıp gevşetmek erkeğe cinsel aktivite esnasında heyecan düzeyinizi etkili bir şekilde kontrol etmesi için fonksiyonel bir mekanizma da sunabilir.” dedi.

Pornografi zararlımıdır?

Pornografi zararlımıdır?

Pornografi denildiğinde aklımıza hep “ayıp, yasak, günah, zararlı” gibi ifadeler gelir. Peki pornografi gerçekten zararlı mıdır? Porno izlemek bir ihtiyaç mıdır?

Pornografi denildiğinde aklımıza hep “ayıp, yasak, günah, zararlı” gibi ifadeler gelir. Peki pornografi gerçekten zararlı mıdır? Porno izlemek bir ihtiyaç mıdır? Eğer pornografi bu kadar zararlı ve yanlışsa böyle büyük bir sektör nasıl meydana gelmiştir?

Pornografinin zararlarını aza indirgemek mümkün müdür? Çocukların zamanından önce pornografik görüntülerle karşılaşmalarını nasıl engelleyebiliriz? Pornografi faydalı hale getirilebilir mi? Cinsellik, aile ve evlilik konularında halkımızı bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED); pornografi hakkında çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı.

Porno filmlerde her şey abartılıdır, kurgudur

Pornografi bir peri masalıdır

Cinselliğin her insan için önemli olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Cinsellik doğuştan itibaren hayatımızda önemli bir yere sahiptir, insan doğuştan cinsel bir varlıktır ve seks de iki kişi arasındaki özel bir paylaşımdır. Pornografi cinsel hayatı renklendirmek için bir fantezi aracı olarak kullanılabilir. Dozunda kullanıldığında çiftlerin cinsel hayatına hareket ve heyecan katabilir, onlara farklı deneyimler yaşatabilir. Bu açıdan bakıldığında pornografi zararlı değildir. Ancak bu alışkanlık haline geldiğinde, kişiler porno izlemeden uyarılamaz hale geldiğinde o zaman sorun ortaya çıkar.” dedi.

Pornografinin bir peri masalı olduğunu belirten Dr. Keçe; “Porno filmlerde gördüklerimiz gerçeği yansıtmaz. İnsanların düştüğü en büyük yanılgılardan biri porno filmlerde izledikleri gibi bir seksi gerçek hayatta da yaşayabileceklerini düşünmeleridir. Hatta kendi performanslarını ve bedenlerini porno film yıldızları ile kıyaslayan kişiler de vardır, bunlar cinsel hayatta umutsuzluğa düşerler. Çünkü porno filmlerde her şey abartılıdır, kurgudur. Bu açıdan bakıldığında pornografi bir peri masalıdır. Her insan kendini peri masalında görmek ister, inanmak ister, gerçek olsun ister, bu bir dereceye kadar zararsızdır ancak bunları takıntı haline getirmemek ve gerçek hayatla bağı koparmamak gerekir. Kişi bunlara fazlaca takıldığında cinsellikten keyif alamaz hale gelebilir.’’ dedi

Gençler cinselliği porno filmlerden öğreniyor

Çocuklar pornonun olumsuz etkilerinden uzak tutulmalıdır

Cinsel sorunların en önemli nedeninin ülkemizde cinsel eğitim olmaması olduğunu söyleyen CİSED Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Özellikle ergenlik dönemine girildiğinde cinselliğe olan ilgi ve merak artar. Okulda ve ailede cinsel eğitim olmadığı için de gençlerimiz cinsellik hakkında bilgileri arkadaşlarından, internetten ve filmlerden öğrenmektedirler. Porno filmlerdeki abartılı görüntüler gençlerde seksin filmlerdeki gibi olması gerektiği; cinsellikte başarının, skorun, penis boyunun çok önemli olduğu gibi bir yanlış algı oluşturmaktadır ve bu da ileride cinsel yaşamlarında sorun yaşamalarına neden olmaktadır.

Gençler cinselliği porno filmlerden öğreniyor. Bu yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle porno filmler daha gerçekçi olmalı, gerçeğe daha yakın görünen oyuncular kullanılmalı, daha yumuşak ve konulu filmler olmalıdır. Bu şekilde olduğunda kişiler gerçek bir cinsel deneyim yaşadıklarında hayal kırıklığına uğramayacaklardır.’’ dedi. Çocukları ve gençleri pornografinin olumsuz etkilerinden korumanın önemini vurgulayan Psk. Bacanak; “Biz her ne kadar istemesek de artık çok küçük yaştaki çocuklar bile interneti kullanıyorlar ve çok rahat bir şekilde porno görüntülere ulaşmaları mümkündür. Yaşlarına ve düzeylerine uygun olmayan görüntülere, zamanından önce tanık olmak ileride önemli sorunlara yol açabilmektedir.

Bu nedenle çocukların ve gençlerin internet kullanımlarına bir sınır koymak, porno sitelere girmeklerini engelleyici bilgisayar programlarını kullanmak faydalı olacaktır. Çocuk tabi ki yaşına ve düzeyine uygun bir şekilde cinselliği bilmelidir, cinsel konularda anne-babasına sorduğu sorulara doğru ve tatmin edici cevaplar verilmelidir, ancak vaktinden önce porno görüntüleri izlemesi de sağlıklı olmayacaktır. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşlarına ve ilgili devlet kurumlarına da önemli görevler düşmektedir. dedi.

Porno seyretmek bir tercihtir

Porno filmlerin önemli bir sektör oluşturduğunu söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psikolojik Danışman Fatma Ayrık; “Porno film seyretmek bir tercihtir. Kişileri bu tercihlerinden dolayı yargılamamız mümkün değildir. Ancak seçilecek filmlerde bazı şeylere dikkat edilebilir. Cinsel terapide de eğitci cinsel içerikli filmlerden yararlanılmaktadır. Bu filmlerin konulu olması, daha yumuşak sevişmelerin olması, daha gerçekçi görüntülerin olması pornonun zararlarını azaltıp özellikle cinsel terapide faydalı bir hale de getirebilir.” dedi.

Evlilikte seks hayatı biter mi?

Evlilikte seks hayatı biter mi?

Sürekli maruz kaldığımız bir sızlanmadır bu. Çoğunlukla, hatta belki de her zaman, bu durumdan şikâyet eden erkeklerdir. Acaba evli ve çocuk sahibi olmak, seksle bu kadar uyumsuz olmak zorunda mı?

İçinde yaşadığımız toplum, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, sayısız toplumsal görevi olan ’birkaç kadın’ yarattı; hepsi bir tane fiyatına. Tıpkı TV reklamlarındaki ’3’ü 1 arada’ şampuanlar gibi.

Her şeyden önce, modern kadın, kız arkadaş ya da sevgilidir, ki bu ikisi hemen hemen aynı anlama gelir. Seks bu rol için gerekli bir şeydir ve sevgili, rolünü gerçekleştirmek için elinden gelenin en iyisini yapacaktır. Daha sonra, evlendiğinde, o artık sevgili değildir; eş rolünü benimser, ya da evin ’yönetici unsuru’ demek daha doğru olur.

Antik çağlardan beri bu böyle. Bebek doğduğunda, kadın daha önce üstlendiği kız arkadaş, sevgili, eş rollerini unutarak bir ’öğretici unsur’ haline gelir. Bütün ilgisi, yavrusuna bakmak için, farkında olmadan bu role odaklanır. Nihayet, bir büyükanne ya da ihtiyar bir kadın olduğunda seks tamamen ortadan kalkar.

Büyükanne aseksüel, cinsiyetsiz insan olarak görülür. Bu, insanoğlunun yaşadığı süre boyunca cinselliğini kullanmasa bile, seksüel olması sebebiyle tamamen yanlıştır. Partiye gitmek istediği için torunlarına bakmayı reddeden bir büyükanne düşünebiliyor musunuz? İmkânsız, öyle değil mi? Bu hiç hoş karşılanmaz.

Bizim toplumumuzda, büyükanne olmak, tıpkı ikinci hamilelik yaşamak gibidir. Çocuklu bir kadın çalışıyorsa, yeni bir rol daha üstlenir: Artık ’üretici unsur’ haline gelmiştir. Michel Foucault’nun, “Çalışmak, arzuyu dizginlemek için icat edildi” demesi asla boşuna değildi. Kadınların bütün bu farklı sosyal rolleri, çiftler arasında yarattığı seks problemleri dışında, kimsenin sorgulamadığı ’normal’ bir şey gibi kabul edilir.

CİNSEL ARZU HİÇ KAYBOLMAZ

Çoğu erkek, eşleriyle aralarında ortaya çıkan bu problemin üstesinden başka kadın ile geliyor. Bu, başta işe yarıyormuş gibi görünür. Ama dikkatli olun, bunun işe yaramasının mantıklı bir açıklaması var: Kadın, yeniden kız arkadaş, sevgili olmak için öteki rollerini bir kenara bırakmıştır. Erkek o kadınla evlenirse, uzun vadede o da eşinin yaptıklarının aynısını yapacaktır.

Birçok kadın hamilelikten sonra cinsel arzu hissetmediğini söylüyor. Cinsel arzu, kadının fiziksel durumu ile hiç ilgisi olmayan zihinsel bir aktivite olduğundan, bu besbelli yanlıştır. Aslında olan, aklın başka şeye doğru yönelmesidir. Ayrıca, söylediğim gibi, cinsel arzu asla kaybolmaz. Sadece başka yöne odaklanır.

Bunun bir çözümü var: Çocuklarla iletişim kurmak. Kadın çocuklara, zaman zaman anne ve babanın birbirini sevmesi gerektiğini anlatmalıdır. Kendilerine ayıracak zamanları olması gerekir; tabii ki bu, çocukları artık sevmediklerini göstermez. Çocuklu kadınların bunu anlamasının zor olduğunu biliyorum; fakat tek çözüm yolu budur. Önemli olan, bu noktayı dünyadaki en doğal şeymiş gibi anlatmaktır ve bu yüzden kötü anne olunmayacağına kendini inandırmak.

Kadın belli bir toplumsal rol üstlendiğinde, toplumun ona verdiği diğer rolleri unutmuş gibi gözükür. Bu, her kadının fark etmesi gereken büyük bir problemdir. Ben kadını, her zaman cep çakısı ile kıyaslarım. Bilirsiniz, çakının birçok fonksiyonu vardır: Bıçak, tirbuşon, tırnak törpüsü, makas olabilir. Değişik fonksiyonları olmasına rağmen çakı hâlâ çakıdır. Kadınlarda da aynen böyledir.

Kadının değişik toplumsal rolleri olabilir, ama o hâlâ kadındır. Sevgili, eş, çalışan, büyükanne olabilir ama o hâlâ cinsiyeti olan bir insandır. Kadınlarda olan şey, özellikle sevgili rolü olmak üzere, diğer toplumsal rolleri unutarak, hayatlarının belli bir kesiminde oynamaları gereken rolleri bütün olarak benimsemeleri. Sanki seks hayatlarının (sevgili rolünün), diğer aktivitelere nazaran daha az öncelikli olması gerekiyormuş gibi davranırlar. Bu, besbelli bir hata. Yani, bu problemin ikinci çözümü, durumu anlamaktır. Biz kadınlar, bir elin beş parmakları gibiyiz. Eğer eli kullanmak istiyorsak, beş parmağı birden kullanmalıyız. Aksi halde el işe yaramaz ve bundan dolayı da eksik kalırız.