GebeliÄŸin Evreleri

GebeliÄŸin Evreleri


Gebelik, genellikle en doğru referans olan son adet döneminden sonra otuzsekiz ya da kırk hafta sü­rer. Kimi kadınlar gebe kaldıkları anı bilebilse de en doğru gösterge ilk üç ay boyunca adet kanaması olmaması ola­caktır. Her kadının vücudu değişik tepki verebilir ya da aynı ka­dının iki ayrı gebeliğinin seyri birbirine benzemeyebilir. Başlan­gıç aşamalarında yaygın olarak yorgunluk belirtileri görülür, ki­mi kadınlar göğüslerinde hassasiyet ve idrara çıkma gereksini­minde artış hissederler. Kimileri ruh hallerinde değişiklik ve dal­gınlık dönemleri geçirirler. Aşırı yeme isteği, genel bir mutluluk hali ve libidoda artış da yaygındır. Tıp ve diğer şifa bilimleri, ru­hun fetüse onikinci haftada girdiğinden söz ederler. Gebelik ge­nellikle bu zamanlarda kesinleşir.

Dördüncü aydan altıncı aya kadar olan dönemin ikinci üç ayın­da fetüs hızla büyür ve kadındaki fiziksel deÄŸiÅŸiklikler belirginleÅŸir. Bu dönemlerde ÅŸiÅŸlik görülür duruma gelir, göğüsler irileÅŸir, meme uçlan koyulaşır ve bulantı gibi erken belirtiler ortadan kalkar. Buna genellikle “kendini aşırı iyi hissetme” duygusu ve enerji düzeyinde artış eÅŸlik eder. ÇoÄŸu kadın yirmiikinci haftadan baÅŸlayarak fetüs hareketlerini hissederler ve rahimde yaÅŸam belirtisi görülmeye baş­lar. ÅžiÅŸliÄŸin belirginleÅŸmesinin yanısıra, çoÄŸu kadın gebeliÄŸin bu döneminde ışık saçar, ciltleri saÄŸlıkla parlar, saçları ve tırnakları güç­lenir, kalınlaşır. Hareket etmekte henüz güçlük çekmeye baÅŸlamaz­lar ve çoÄŸu kendisini dünyanın tepesinde hissettiÄŸini söyler.

Son üç ayda hamile kadını yorgun ve ağırlaşmış, doğum yap­maya hazır görmek olasıdır. Vücut genişledikçe gerilme izleri or­taya «çıkabilir, mide ve bağırsakların sıkışmasıyla sindirim düzeni değişebilir. Ağırlık alt karına doğru inince idrara çıkma sıklaşır ve bu ağırlık bel kemiğini öne doğru çekince kas ya da alt-sırt ağrı­sına neden olur. Çoğu kadın için bu dönem beklenen çocukla en yakın temasın kurulduğu dönemdir ve olayın kendi önemiyle karşılaştırdığında bu tür fiziksel belirtiler önemsizleşir.

Kısırlığın doğal çözümü CymPlus

Kısırlığın doğal çözümü CymPlus

CymPlus çocuk sahibi olmak isteyip kısırlık sorunu olan erkekler için üretilmiş ve kısırlık tedavisinde ciddi yer edinmiş bir sperm arttırıcı ilaçtır.

CymPlus, sperm kalitesi, hareketliliği ve miktarını artırır. Cym Plus’ı kullanarak öz güveninizi artırırsınız. Cym Plus ile Süreli ve daha yoğun orgazm ve boşalmaları yaşar ve daha çok cinsel istek duyarsınız.

İçeriğinde;
Yulaf (Avena sativa), Epimediyum, C vitamini (askorbin asit olarak), Magnezyum, Yeşil Çay özü, Dong Quai, E vitamini , L-Karnitin tartarat, Çinko (Çinko askorbat), B6 vitamini (Piridoksin HCI olarak), B12 vitamini (Siyanokobalamin), Folik asit, Selenyum, Magnezyum stearat, silika ve Jelatin kapsülü bulunur.

Sperm oluşturan en önemli maddeler şunlardır: Magnezyum, Fosfor, B12 + C Vitaminleri, Çinko. Bu önemli maddelerin bazılarından başka, CymPlus formülü bitkisel içerikleri ve ekstra folik asit ile zenginleştirilmiştir.

Folik asit

Nijmegen’den bir araştırmacı, örneğin besinlerimizde çoğu zaman yetersiz olan folik asit ve çinko maddelerinin erkek spermin kalitesi üzerindeki etkisini araştırmıştır. Her iki maddenin etkisi kesin olarak belirlenmiştir. Gıda takviyesi alan erkeklerin menisi içindeki sperm hücre sayısı % 74 oranında artar.

Bitkisel içerikleri

Ginseng gibi Dong Quai da, yaşam enerjisini düzenleyen genel bir tonik olarak kabul edilmektedir. Dong Quai’da bulunan bir antioksidan olan Ferulik asit de sperm hücrelerinin hareketliliğini artırır. Avena Sativa, veya yulafta çok protein bulunur ve dayanıklılığı artırır. Avena Sativa zengin bir demir, mangan ve çinko kaynağı olup, Cym Plus ve onu kullanan erkeğe ihtiyacı olan canlılığı verir. Cym Plus bu bağlamda en komple formüldür!

Sizde bu ürün hakkında detaylı bilgi almak veya sipariş vermek istiyorsanız, aşağıdaki internet sitesi ve telefon numaralarından bu ürüne ulaşabilirsiniz.

Cym Plus / www.cymplusbayisi.com

Sabit Telefon : 0 (232) 274 77 87

Turkcell : 0 539 412 36 36

Vodafone : 0 545 694 52 52

Avea : 0 554 596 16 16

Hamilelikte de güzellik sırları

Hamilelikte de güzellik sırları

Hamilelikle birlikte farklılaşmaya başlayan saç ve cilt yapısına, bebeğin büyümesiyle fazla kilolar eklenince güzelliğini sorgulayan anne adayları için güzellik önerileri.

Uzmanı Op. Dr. Kağan Kocatepe-nin önerileri güzelliğin yanı sıra değerli bilgiler içeriyor.

Cilt bakımı

Hamilelik döneminde cildinizde önemli değişiklikler meydana gelir. Cilt çatlakları mekanik etkilere (rahmin büyümesi) bağlı olarak oluşurken, sivilce ve cilt lekeleri gibi sorunlar hormonal değişimlere bağlı olarak ortaya çıkar. Özellikle yaz aylarında cildinizi güneşten korumak, bu lekelerin oluşumunu önlemede faydalıdır. Bazı anne adaylarının hamilelik döneminde cilt yapısı çok kuru, bazılarının da aşırı yağlı olabilir. Belli kurallara bağlı kalınarak cilt bakımı devam ettirilebilir. Cildin nem dengesini korumak için kullanılan günlük kremler hamilelikte de kullanılabilir. Kurumaya bağlı oluşabilecek çatlaklardan kaçınmak için bu amaçla üretilmiş lanolinli kremler, kakao ve badem yağı cilt için uygundur. Cilt kuruluğunu önlemede çok sıcak suyla yıkanmaktan kaçınmak da faydalıdır. Özellikle yaz aylarında çok sık duş almanın da cilt kuruluğuna yol açabileceği ve sıvı alımına dikkat edilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Aromaterapi ürünlerinin içeriği tam olarak araştırılmamış olması nedeniyle bu ürünlerin hamilelik döneminde kullanılmasını önermiyoruz. Cildinde sivilce gelişme eğilimi olan anne adaylarında bu sorun özellikle ilk 3 ayda belirgin hale gelebilir. Anne adayı doktoruna danışmadan hiçbir sivilce giderici ürün kullanmamalıdır. Cilt için en ideal bakım, yüzün düzenli olarak uygun bir temizleyici ile günde 2 kez temizlenmesidir. Glikolik asitli ürünler, hamilelik döneminde kullanılabilir. Yaşlanmayı geciktirici, kırışık giderici, leke giderici, tüy giderici ve diğer günlük yaşamın parçası olmayan özel cilt ürünlerinden kaçınılması önemlidir. Bu ürünlerin içeriklerinde çok sayıda, etkisi tam olarak aydınlatılamamış madde bulunur. Hamilelikte cilt değişikliklerinin sorumlusu artan hormonlardır.

Tırnak bakımı

Tırnaklar cildin bir uzantısı olarak kabul edilmiş olması gerekir. Tırnaklar, kanın oksijen yeterliliği hakkında anestezi doktoruna önemli bilgiler verirler.

Çatlaklar

Hamilelikte kadınların önemli bir kısmında karın cildinde, kalçalarda ve göğüslerde çatlaklar ortaya çıkar. Cildin aşırı gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkan bir değişimdir ve çoğu zaman çatlayan bölgelerde bu tabloya rahatsız edici bir kaşıntı da eşlik eder. Hamilelik döneminde kırmızı görünümde olan çatlaklar, bebeğin doğmasından sonra kısa zamanda gümüş bir renk alır ve kalıcıdırlar. Çatlaklar, çok ender durumlarda kozmetik sorun yaratacak kadar yaygın olabilirler.

Saç bakımı

Anne adaylarının çoÄŸunda saçlar hormonal deÄŸiÅŸikliklere baÄŸlı olarak daha parlak bir hal alır. Bazı anne adaylarında saçlarda yaÄŸlanma, kırılma, dökülme görülebilir. Bu dönemde saç bakımı daha da zor olduÄŸundan en iyisi kısa kestirmektir. Çok sık saçınızı fırçalamanız, sert hareketlerle taramanız doÄŸru deÄŸildir. Özellikle doÄŸumdan sonraki günlerde hızlı bir ÅŸekilde saç dökülmesi ortaya çıkabilir. “Telogen affluvium” adı verilen bu durum, kılların büyüme fazlarının hormonal seviyelerinartar. Tedavi gerektiren bir durum deÄŸildir. 3-6 ay sonra kendiliÄŸinden düzelir.

Kıyafet seçimi

Özellikle hamileliÄŸin 4. ayının başından itibaren artık eski kıyafetlerin, özellikle de sutyenin dar geldiÄŸi fark edilebilir. Bu aÅŸamada henüz daha “hamile kıyafeti” satın alınmasına gerek olmasa da bol kıyafetler daha rahat hissetmeyi saÄŸlayabilir. Anne adaylarının çoÄŸu, hamilelikte sıcaÄŸa duyarlı hale gelirler ve bu nedenle daha hafif kıyafetler tercih ederler. Yine de özellikle kış mevsiminde hafif de olsa mevsim koÅŸullarına uygun, sıcak tutan kıyafetler seçilmelidir. Hamilelikte kıyafet tercihinde maksimum özgürlük temel kuraldır. Anne adayları her zaman için rahat hissedecekleri kıyafetler tercih etmelidir. “Stretch” olarak tabir edilen dar kesim pantolonların bacaklardaki dolaşımı en¬gelleyerek varis oluÅŸumuna etkisi bulunabileceÄŸi unutulmamalıdır. Hamilelikte ayakkabı seçimi de çok önemlidir ve alçak topuklu ayakkabılar tercih edilmelidir. Topuksuz ve yüksek topuklu ayakkabılar, doÄŸal denge merkezini deÄŸiÅŸtirerek bel aÄŸrısı oluÅŸumuna neden olabilirler.

Banyo ve duÅŸ

Hamilelikte hormonların etkisiyle anne adayları daha çok terler. Bu nedenle de özellikle yaz aylarında günde birkaç kez duş alma ihtiyacı hissedebilirler.
Günlük yıkanma sayısında bir kısıtlama yoktur, ancak bazı noktalara dikkat edilmelidir. Öncelikle küvete girip çıkarken kaymamak için gerekli önlemler alınmalıdır. Bedenin ağırlık merkezi değiştiğinden ve yine ani kalkmalarda tansiyonun düşmesine eğilimli olunduğundan küvete girerken ve küvetten dışarı çıkarken özellikle dikkat edilmelidir. Küvetin içine ve girişine, kaymayı önleyen plastik halılar eklemek iyi bir çözümdür. Özellikle son 3 ayda küvete girerken ve çıkarken yardım alınması önerilir. Hamileliği takip eden doktor aksini önermedikçe, küvet banyosu yapılmasında bir sakınca yoktur. Banyo suyunun sıcaklığının çok yüksek olmamasına dikkat edilmelidir.

Diş sağlığı

Hamilelik öncesi dişlere verilen önem hamilelikte de aynen sürdürülmelidir. Dişler, günde en az bir kez fırçalanmalıdır. Tatlı yiyeceklerin ağızda birkaç saat bile kalmasının hemen çürük oluşumuna yol açtığı unutulmamalıdır ve diş sağlığına gereken önem gösterilmelidir. Bazı anne adaylarının hamilelik döneminde ciltleri çok kuru, bazılarının da aşırı yağlı olabilir. Belli kurallara bağlı kalınarak cilt bakımı devam ettirilebilir. Cildin nem dengesini korumak için kullanılan günlük kremler hamilelikte de kullanılabilir.

Egzersiz önerileri

Önceden yapmaya alışkın olunan egzersizlerin çoğu uygulamaya devam edilebilir. Ancak hamilelik dönemi, dolaşım sisteminde önemli değişiklikler meydana getirdiğinden, hangi egzersizleri uygulamamak gerektiği ve hangi aşamada durulması gerektiği bilinmelidir.

Bakım ürünlerine dikkat!

Hamilelik devam ettikçe güzelliÄŸi korumanın yolu, elbette anne adayının kendi aldığı önlemlerle birlikte kullanacağı bakım ürünleridir. Kullanılan ürünlerden bazıları bebeÄŸin saÄŸlığını olumsuz etkileyebilir. Bakımsız olmayı hiçbir kadın tercih etmez. Bakımsız tırnaklar, arada beyazların göründüğü veya boyası gelmiÅŸ saçlar… Tüm bunlar için yapılan tek bir ÅŸey var ki o da güzellik salonlarına koÅŸmak. Peki hamilelikte zararı henüz kanıtlanmamış olan saç boyama iÅŸlemini, anne adayı en saÄŸlıklı yoldan nasıl çözebilir? Hamilelikte saç boyamanın bebek üzerine ne gibi etkileri olduÄŸunu araÅŸtıran çalışmalar yeterli olmadığından önerimiz 10. haftaya kadar saçların boyatılmaması, 10. haftadan sonra ise organik boya kullanılması. Organik saç boyalarını kuaförünüzden talep ettiÄŸinizde kolaylıkla bulabilirsiniz. Önemli olan, bu konuda ısrarlı olmanız. Saç düzleÅŸtirme ve permada ise saç köklerine kimyasal iÅŸlem uygulandığından, bu iÅŸlemler hamilelik döneminde önerilmez.

 

Bebek yapmak için yaşlımıyım?

Bebek yapmak için yaşlımıyım?

Günümüzde kadınların en sık sorduÄŸu sorular şöyle: ‘Bebek yapmak için ne kadar vaktim kaldı?,  Yumurtalık rezervimi bilebilir miyim? , Yumurtalık yaÅŸlanmasını yavaÅŸlatabilir miyim?

Günümüz kadını çeşitli nedenlerle anneliği 40 lı yaşlara kadar erteliyor. Ancak bu rötar gebelik şansını ciddi olarak azaltıyor. Çünkü kadınlarda yumurta sayısının azalmasıyla birlikte 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşüyor.

Günümüz kadını artık geç doğum yapıyor. Önce kariyer sahibi olmak, sağlıklı bir ilişki oluşturmak, gelecek için ekonomik güvence sağlamak gibi nedenlerden dolayı gebelik geciktiriliyor. Çocuk doğurmak için 30’lu hatta 40’lı yaşlara kadar bekleniyor. Ancak bu bekleyiş, gebelik şansını belirgin olarak azaltıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk ve Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı Dr. Canan Genim, günümüzde kadınların en sık sorduğu soruları şöyle sıraladı: “Bebek yapmak için ne kadar vaktim kaldı?”, “Yumurtalık rezervimi bilebilir miyim?”, “Yumurtalık yaşlanmasını yavaşlatabilir miyim?”

Doğurganlık hangi yaşta azalıyor?

Yumurtalıklar yaşam boyu değişim gösteren dinamik organlardır. Kadınların ömür boyunca sahip olacağı yumurta sayısı, doğduğu günde hatta daha anne karnında iken çoktan kodlanmıştır. Anne karnında kız bebeklerde dördüncü ayda yumurta sayısı en yüksek sayıya ulaşmaktadır. 6-7 milyon olan bu yumurta sayısı doğumda 1-2 milyona kadar azalmakta, ergenlikte 300 bin, 37 yaşında ise 25 bine kadar inmektedir. Menopoza girmiş bir kadında ise bu rakam 1000 kadardır. Yumurta yaşlanması genetik ve çevresel faktörlerin birbiriyle ilişkisinin bir yansımasıdır. Yumurta yaşlanmasının iki doğal sonucu azalmış gebelik şansı ve menopozdur.

Yumurtalık yaşı, takvim yaşından farklı

* Kadınlarda yumurta sayısının azalmasıyla birlikte 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşer.

* Bu azalmanın 35-38 yaşında hızlandığı gösterilmiştir.

* 30 yaşındaki bir kadında her ay gebe kalma olasılığı yüzde 20 oranındadır.

* 38 yaşında canlı doğum oranı yüzde 50 oranında azalmaktadır.

* 40 yaşında bu azalma yüzde 75’e çıkmaktadır.

Doğal yaşlanma sürecinin ötesinde yaklaşık her 100 kadından 10’unda beklenenden daha erken yumurtalık yaşlanması ve kaybı olmaktadır. Her 100 kadından birinde ise erken menopoz gelişir. Ülkemizde ortalama menopoz yaşı 46-48’dir. Menopoz yaşında genetik çok önemlidir. Bir kadının menopoz yaşı genellikle annesininkine yakındır. Sigara içilmesi menopozu ortalama iki yıl öne alır. Menopoz yaşı öne geldikçe 8 ila 10 yıl öncesinden başlamak üzere gebelik şansı azalarak kısırlık oranı da artar.

İleri yaşlarda bile bazı kadınlarda yumurtalık fonksiyonları gençliklerindeki gibidir ya da bunun tam tersi olabilir. Yani genç yaşlarda yumurta sayısı ve kalitesi beklenenden çok hızlı azalabilir. Bu durum yumurtalık rezervi ya da yumurtalık yaşı terimini ortaya çıkarmıştır. Yumurtalık yaşı her zaman takvim yaşı ile uyumlu olmayabilir. Yumurtalık rezervi herhangi bir yaşta azalabilir. Bu durumda kişi düzenli adet görmeye devam etse bile gebe kalma olasılığı çok azalmıştır. Bu kadınlarda artan gebelik kayıplarına daha sık rastlanır.

Yaşa bağlı kısırlıkta, tedavi kısıtlı

YaÅŸa baÄŸlı kısırlığın tedavisinde tıbbi seçenekler kısıtlıdır. Özellikle 30 yaÅŸ üzeri olup da daha ileri bir yaÅŸta gebe kalmak isteyen kadınlara, üreme saÄŸlığı merkezlerinde mutlaka over yaşını ölçtürmelerini tavsiye ettiklerini belirten Doç. Dr. Özkan Öztürk, “Hatta 30 yaşının altında olan, sigara içen, ailesinde erken menopoz hikâyesi olan, 21 – 24 günde bir âdet gören veya çikolata kisti olan kadınların bu araÅŸtırmaları genç yaÅŸlarda yapmaları önemlidir” diyor.

Kadının yaşı ilerledikçe neler olur?

* Yumurta sayısı ve kalitesi azalır.

* Yumurtalık kalitesindeki azalmaya bağlı gebelik şansı azalırken düşük riski artar.

* Rahmin embriyo tutma yeteneği azalabilir, ama rahmin yaşlanması yumurtalık yaşlanması gibi dramatik değildir.

* Rahimde myom benzeri yapısal sorunlar daha sık gözlenir ve rahme giden kan akımı azalır.

 

Hamileler bunlardan uzak durmalı

Hamileler bunlardan uzak durmalı

Hamileyken kendi saÄŸlığınıza dikkat etmek, bebeÄŸinizi de korumanın en iyi yoludur…

BaÅŸlangıçta size kocaman görünen Â’hamilelikteki yasaklar listesiÂ’ aslında düşündüğünüz kadar korkutucu deÄŸildir. İşte, hamilelikte beslenme konusunda dikkat etmeniz gerekenler…

Küflü ve pastörize edilmemiş sütten yapılan peynirler

Küflü ve pastörize edilmemiş sütten yapılan peynirler güvenilir değildir. Pastörize edilmemiş yumuşak peynirlerde; erken doğum, düşük ve doğum kusurlarına yol açan listeria (tehlikeli bir bakteri cinsi) bulunur. Pastörize sütten yapılmış her tür beyaz peynir, kaşar peyniri ya da diğer tür peynirler rahatlıkla yenebilir.

Yumurta: Az pişmiş yumurta ve pişmemiş yumurta içeren mayonez gibi yiyecekler hamileyken tüketilmemeli. Çiğ ve az pişmiş yumurta, şiddetli besin zehirlenmesine neden olan salmonella’nın kaynağı olabilir. İyi pişmiş ya da katılaşana kadar kaynamış yumurtanın bir zararı olmaz.

Az pişmiş ya da çiğ et:

Çiğ ya da az pişmiş et kesinlikle yenmemeli. Az pişmiş ve çiğ ette toksoplazma riski vardır. Toksoplazma, düşüğe ve doğum kusurlarına neden olabilir. Et ve tavukları, hiç pembelik kalmayana kadar pişirin. Buzluktan çıkan etleri, iyice çözülmeden pişirmeyin.

Deniz ürünleri: Midye, karides gibi çiğ ve az pişmiş kabuklu deniz ürünleri yenmemeli. Sushi de hamilelikte tüketilmemeli. Çiğ deniz ürünleri salmonella nedeniyle zehirleyebilir. Aynı zamanda, campylobacter (hem hayvanlarda hem de insanlarda hastalık yapan bir bakteri) ve listeria da taşıyabilirler. Deniz ürünlerini, iyice pişirdikten sonra yiyin.