Her an seks olur mu?

Her an seks olur mu?

Britanya’da iki pediatrist bir kitap yazarak doÄŸru bildiÄŸimiz birçok yanlışı mizahi bir dille anlatmış. Artık gönül rahatlığıyla gece yemek yiyebilirsiniz…

Britanya’da iki pediatristin yazdığı “Sakızınızı Yutmayın ve DiÄŸer Tıbbi Mitlerin Kanıtlanması” adlı yeni bir kitap, ÅŸu ana kadar doÄŸru bildiÄŸimiz tıbbi yanlışları mizahi bir dille anlatıyor. Mesela acaba gerçekten erkekler yedi saniyede bir mi seksi düşünüyor? Peki yere düşen bir yiyeceÄŸi hemen yerden alıp aÄŸzımıza atsak hiçbir ÅŸey olmaz mı? Ya büyük ayaklı erkekler? Gerçekten diÄŸer uzuvları da ayaklarıyla doÄŸru orantılı mı peki?

BEYNİNİZİN YÜZDE 10’UNU KULLANIYORSUNUZ

İnsanlar buna 100 yıldır inanıyor. Ama bu aynı zamanda ÅŸu demek: İnsanlar 100 yıldır yanılıyor. Yapılan araÅŸtırmalarda, çekilen MR filmlerinde teknik olarak böyle bir ÅŸeyin mümkün olmadığı görülüyor. Yani beynin aktif olmayan, bir baÅŸka deyiÅŸle sessizliÄŸe gömülen hiçbir yeri yok. HaberTürk’ün derlediÄŸi habere göre; beynimiz son derece meÅŸgul. Aslında beynimizin yüzde yüzünü kullanıyoruz.

YERE DÜŞEN BİR ŞEYİ HEMEN ALIRSAN YİYEBİLİRSİN

ÇoÄŸumuzu yere düşen yemeÄŸi beÅŸ saniye geçmeden yersek bir ÅŸey olmayacağı görüşünde. (Tabii bunu umumi tuvaletlerde yapmadığınızı varsayıyoruz) Fakat bilim adamları ve mikrobiyolojistler, bir seri deney sonucunda bir bakterinin yemeÄŸi derhal sardığını ve bunun kusma etkisi yaratacak kadar güçlü olduÄŸunu söylüyor. Bilimadamları tıptaki adıyla Salmonella typhimurium’dan bahsediyor. Bu kirli bakteri, halıda, ahÅŸap üzerinde hakimiyetini çoktan ele geçirmiÅŸ bir kere. Üstelik 4 hafta boyunca da canlı kalabilme özelliÄŸine sahip.

ÖLDÜKTEN SONRA SAÇ VE TIRNAK UZAR

Bu düşünce sadece bir illüzyondan ibarettir. Siz öldükten sonra vücudunuz kuruyor, deriniz kuruyor ve küçülüyor, buna saç ve tırnak da dahil. Hormonların karışımına ihtiyacı olan saç ve tırnak, beden öldükten sonra yaşayamaz yani uzayamaz.

GRİP AŞISI GRİBE YOL AÇAR

Grip aşısının gribe yol açtığı bilgisi yanlıştır. Grip aşısı sizi korumak için ölü bir virüs kullanır. Ölü virüsler sizi hasta etmez, hastalığa yol açmak için de canlanamaz. Onlar ölüdür. Olan ise muhtemelen aşının kötü etkisine maruz kalmanız, ağrı çekmeniz ve ateşinizin çıkmasıdır. Bu grip değildir. Bu sadece aşı olmanın kötü bir etkisidir.

ÇİŞİNİZ TEMİZ OLMALI

EÄŸer “uzman”ları dinleyecek olursanız, idrarınızın soluk renkte sarı ve temiz olması gerekmekte. EÄŸer rengi koyuysa, mutlaka vücudunuz su kaybetmiÅŸtir ve günde altı ya da sekiz bardak su içmeniz gerekmektedir.

Bu yarı yarıya doğrudur. Az su içerseniz idrarınızın rengi koyulaşır. Ancak sarı renkteki ürinin vücudunuzda su kaybı olduğunu göstermez. İdrar rengi kişiden kişiye göre değişir. Bu, daha çok ürinin ozmolalitesiyle ilgili bir durumdur. Bu da sıvının içinde ne kadar çok şeyin çözüldüğüyle ilgilidir. Eğer doktorunuz böbrek taşları gibi tıbbi nedenlerden dolayı idrarınızın rengini açmanızı söylüyorsa, bunu yerine getirin.

YUTTUÄžUNUZ SAKIZ YILLARCA BAÄžIRSAÄžINA YAPIÅžIK KALIYOR

Sakız, sakız mayası, tatlandırıcı, aroma ve renklendiricilerden oluşuyor. Sakız mayası sindirimi zor bir şey ve mideniz diğer yiyecekleri sindirdiği kadar kolay sindiremiyor onu. Yine de sindirim sisteminizin yuttuğunuz şeylerle başetme konusunda başka bir çözümü var.

Sonuçta tam olarak sindiremediğimiz birçok şey yiyoruz. Bağırsaklarınız bu gibi şeyleri dışarı atabileceği hale gelene kadar içeride hareket ettiriyor, Muhtemelen birkaç gün sonra da boşaltım sisteminiz yuttuğunuz sakızı dışarı atmış oluyor. Yine de çok kısa sürede çok fazla ya da devaba boyutlarda sakız yutarsanız (ki bu çok çok nadir görülebilecek bir durum) sindirim sisteminiz tıkanabilir.

GECE YEMEK YEMEK İNSANI ŞİŞMANLATIR

Sağlık dergileri, yeme alışkanlığınızı değiştirmenizi söylüyor. Öncelikli olarak da gece yemek yememeniz gerektiği. Eğer yatağa gitmeden önce yemek yerseniz, pek çok kaloriyi yakmayacağınız ve metabolizmanızın geceleri yavaşladığı anlatılıyor.

Yapılan pek çok araştırma, asıl önemli olanın günün hangi zamanında değil ne kadar yediğinizin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Mesela İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre 86 obez erkek ve ortalama ağırlıktaki 61 kadın arasında, ne zaman yemek yediklerine bakılarak bir fark olmadığı ortaya çıkmış.

Aşırı kilolu 2.500 hasta arasında yapılan bir araştırmaya göre de günde üç öğünden fazla yemenin obeziteyle bir ilgisi olmadığı belirlenmiş. Aslında yapmanız gerekn çok basit; vücudunuzun yaktığından daha az kalori alın.

ŞEKER ÇOCUKLARI HİPERAKTİF YAPIYOR

Şu ana kadar en az 12 ayrı çalışma çocukların yiyeceklerinin içindeki şeker seviyesini araştırdı. Fakat hiçbiri az şeker yiyen ya da çok şeker yiyen çocukların davranışları ile arada bir bağlantı kuramadı. Bu araştırmalarda şekerlemeler, çikolata ve doğal şekerler baz alındı. Şekere hassasiyeti olduğu düşünülen çocuklarla yapılan araştırmalarda bile çocuklar, şeker diyeti yapanlardan farklı bir davranış sergilemedi.

UYURGEZERLERİ ASLA UYANDIRMAYIN

Birçoğu bu durumun kalp krizine, şoka ya da beyinde hasara yol açacağını düşünüyor. Bir uyurgezeri uyandırmak onları korkutabilir ve akıllarını karıştırabilir hatta bu duygularla size zarar vermeye de kalkabilirler. Dolayısıyla bir uyurgezeri uyandırmadan yatağına götürürseniz bu yapacağınız en iyi şey olur. Ama onları uyandırırsanız ne kalp krizi ne de felç geçirirler.

YEŞİL MUKUS SİNÜS ENFEKSİYONUNUN İŞARETİ

Birçok insan mukusunun renginin önemli olduğunu düşünür. Hatta doktorlar bile hemen antibiyotiğe başlamanız gerektiğini düşünür. Fakat bilimsel araştırmalar bunun böyle olmadığını söylüyor.

Yeşil sümüğü olan çoçuklar arasında yapılan bir araştırmada 142 çocuğun bir kısmının antibiyotik, bir kısmının placebo etkisi yaratan hiçbir işe yaramayan ilaç alması ve bir kısmının da hiçbir ilaç almaması sağlanmış. Sonuçlara göre gruplar arasında hiçbir fark gözlenmemiş hatta antibiyotik alan çocuklarda kötü yan etkiler gözlenmiş.

EN ÇOK ISIYI BAŞINIZDAN KAYBEDERSİNİZ

Anneniz muhtemelen evden çıkmadan önce size hep “Bereni almayı unutma” demiÅŸtir. Hatta Amerikan Ordusunun rehberinde bile vücut ısınızın yüzde 40Â’i ila 50Â’sinin başınızdan kaybolduÄŸu yazmakta. EÄŸer bu doÄŸru olsaydı kış mevsiminde başımıza bir ÅŸapka takıp, pantolon giymeden dolaÅŸabilirdik.

Muhtemelen bu yanlış bilinen teorinin kökeni ise 50 yıl önce yapılan askeri bir araştırmaya dayanıyor. Kutuplarda hayatta kalmalarını sağlayacak elbiseler verilen deneklerin vücut ısılarını nasıl kaybettikleri ölçülmüş. Tabii deneklerin açıkta kalan tek yeri başları olduğu için en çok ısıyı da başlarından kaybetmişler.

ERKEKLER HER YEDİ SANİYEDE BİR SEKS DÜŞÜNÜR

Ortalama olarak bir erkeÄŸin 16 saat uyanık olduÄŸunu düşünülürse, her erkeÄŸin seksi günde 8 bin defa düşünmesi gerekirdi. Bu, bir insanın uyanıkken aldığı nefesten bile daha çok. Amerika’da yapılan bir araÅŸtırmaya göre erkeklerin yüzde 54’ü seksi her gün veya günde birkaç defa düşünüyor. AraÅŸtırmaya katılan erkeklerin yüzde 43’ü ise ayda veya haftada birkaç defa düşünüyor. Katılımcıların yüzde dördü ise ayda bir defa düşünüyor.

Aynı soru kadın katılımcılara sorulduğunda yüzde 19’unun her gün veya günde birkaç, yüzde 67’sinin ayda veya haftada birkaç ve yüzde ondördününse ayda bir defa düşündüğünü ortaya koyuyor. Kadınlar erkeklere göre daha az seks düşünüyor. Ancak aradaki fark erkeklerin düşündüğü kadar çok değil.

KÖPEĞİN AĞZI İNSANINKİNDEN DAHA TEMİZ

Hem insan hem de köpek ağızlarında aynı bakteri oranına sahip. Köpeğin ağzının insanınkinden daha temiz olduğu miti, muhtemelen tıp literatüründen geliyor. İlk dönem araştırmalarına göre insan ısırığı ile oluşan yaraların mikrop kapma olasılığının köpek ısırığından daha fazla olduğunu göstermişti. Fakat daha sonra yapılan araştırmalar insanlarla köpeklerin ağzında aynı düzeyde bakteri olduğunu gösterdi.

BİR ŞEYLERİ KALDIRMAK FITIK OLMANIZA YOL AÇAR

Fıtık teknik olarak kasık ya da belinizdeki kasların duvarında bir açılma ya da zayıflamadır. Bir şeyleri kaldırmak fıtığa yol açmaz. Yine de ağır bir şey kaldırdığınızda bu sizin karın bölgenizdeki baskıyı artıracaktır. Eğer zaten fıtığınız varsa bu tarz bir baskı belinizdekilerin deliklerden fırlamasına yol açabilir. Bir şey kaldırmak bu dışarı doğru şişkinliklerin daha kalıcı ve görünür hale gelmesini sağlayabilir.

BÜYÜK AYAKLI ADAMLARIN PENİSİ BÜYÜK OLUR

Hiç büyük ayaklı bir adamın vücudundaki baÅŸka uzuvlarının da büyük olabileceÄŸini düşündünüz mü? Kimileri bir erkeÄŸin ayak büyüklüğüne bakıp cinsel organının da büyük olabileceÄŸi kanaatine nereden varıyor. Kimileri de el ve burnun buna iÅŸaret ettiÄŸini düşünüyor. Bu fikrin kökenini bilimsel verilere dayandıranlar da yok deÄŸil. Kanada’da yapılan bir araÅŸtırmada 60 erkeÄŸin penis uzunluÄŸu ile boy ve ayak uzunluÄŸu arasında az da olsa bir iliÅŸki olduÄŸu belirlenmiÅŸ.

Ancak daha büyük kapsamlı bir araştırmada farklı bir sonuç ortaya çıkmış. İki ürolog tarafından yapılan araştırmada 104 erkeğin ayak numaraları ve penis boyları incelenmiş ve aralarında herhangi bir bağ kurulamamış. Araştırmalar aynı zamanda penis ve parmak uzunluklarının da birbiriyle ilişkili olmadığını gösteriyor. İstediğiniz kadar erkeklerin ayaklarına ve ellerine bakabilirsiniz, ama onlar size boyunu söylemeyecekler, bunu aklınıza yazın.

Cinsel istek kaybı nedenleri

Cinsel istek kaybı nedenleri

Cinsellikten hoşlanabilmek için kadınların da, erkeklerin de gevşemeleri ve kendilerini iyi hissetmeleri gerekir, dolayısıyla yaşamdaki önemli değişiklikler (evlenme, taşınma, yeni bir bebeğin doğumu, yeni bir işe girmek vb.) cinsel isteği azaltabilir.

Cinsel istek (libido) birçok bakımdan yiyeceklere duyulan iştaha benzer. Kendimizi mutlu, sağlıklı ve kaygısız hissettiğimizde yemeklerden daha fazla hoşlanırız ve daha çok yeriz. Yorgun, gergin ve endişeliysek hiçbir şeyin tadını alamayız ve sonunda kilo bile kaybedebiliriz.

Cinsellikten hoşlanabilmek için kadınların da, erkeklerin de gevşemeleri ve kendilerini iyi hissetmeleri gerekir, dolayısıyla yaşamdaki önemli değişiklikler (evlenme, taşınma, yeni bir bebeğin doğumu, yeni bir işe girmek vb.) cinsel isteği azaltabilir.

İnsanların çoÄŸu “kriz” atlatılınca kendi ritimlerini yeniden yakalar. Bu baÅŸarılamıyorsa, daha ciddi bazı sorunların, belki de doÄŸrudan iliÅŸkinin gözden geçirilmesi gerekebilir.

Cinsel olarak uyarılmayan, hiçbir zaman mastürbasyon yapmayan ya da cinsel fanteziler kurmayan ve cinsel iliÅŸkiyle ilgilenmedikleri izlenimini veren kiÅŸilere daha seyrek rastlanır. Bu kiÅŸiler hallerinden memnun olabilir ya da diÄŸer insanlardan “farklı” olduklarını hissettikleri için yardım talep edebilir.

Cinsel dürtü genel olarak düşük olabilir ve bu durumda kişi hiçbir zaman ve hiçbir eşle uyarılamaz; öte yandan bu sorun yalnızca belli bir eşle ya da belli durumlarda da ortaya çıkabilir. Hangisi söz konusu olursa olsun, diğer cinsel sorunlarda olduğu gibi cinsel dürtünün az olmasının nedeni de Fiziksel bir hastalık, ilaçlar ya da psikolojik bir iç çatışma olabilir.

Seks terapistleri kendilerine baÅŸvurarak yardım talep eden kiÅŸilerin yaklaşık %40’ının cinsel istek eksikliÄŸinden yakındıklarını belirtiyorlar. Bununla birlikte, cinsel dürtü kiÅŸiden kiÅŸiye çok büyük farklılık gösterdiÄŸi için, çoÄŸu zaman neyin “az”, neyin “normal” olduÄŸunu söylemek o kadar kolay deÄŸildir.

Erkekte cinsel aktivite ergenlik çağının sonlarına doğru, gencin cinsellikle en yoğun ilgilendiği dönemde zirveye ulaşır ve daha sonra giderek azalmaya başlar. Böylece erişkin çağda ve orta yaşlarda erkekler giderek daha uzun bir süre rahatlamadan kalabilirler ve engellenmişlik duygusu yaşamazlar. Bununla birlikte, bir eşi çekici bulduklarında ve uyarıldıklarında yeniden çok aktifleşebilirler.

Kadınlarda cinselliğe duyulan ilgi daha yavaş artar ve otuz yaşlarına doğru doruğa ulaşır. Kadınlarda cinsel dürtünün erkeklere göre daha kırılgan olduğu ve kolayca baskılanabildiği anlaşılıyor, ama daha fazla orgazma ulaşma kapasiteleri vardır.

Dolayısıyla, cinsellikle hiç ilgilenmeyen ve hemen hiç mastürbasyon yapmayan bir genç erkeğin ve kendi başına ya da eşi tarafından uyarılamayan 39 yaşında bir kadının, normal deneyimlerden farklı olduğu, bu nedenle onlarda cinsel dürtünün az olduğu söylenebilir.

CİNSEL DÜRTÜNÜN AZ OLMA NEDENLERİ

Fiziksel nedenler

“Normal”: Bazı insanların yiyecek ve içecekler karşısında daha iÅŸtahlı olduÄŸunu kabul ettiÄŸimiz gibi, cinsellikle ilgili araÅŸtırmalar da libidonun insanlar arasında büyük farklılıklar gösterdiÄŸini ortaya koyuyor. Bütün araÅŸtırmalarda düzenli bir ÅŸe-kilde haftada birkaç kez orgazma ulaÅŸan erkekler ve kadınlar yanında, uzun süre cinsel rahatlama gereÄŸi duymayanların da olduÄŸu görülüyor.

Hormonal: Çok seyrek olarak, ortada başka hiçbir neden yokken libidoda değişiklik gözlemlenmesi hipotalamus, hipofiz bezi ya da testislerde bir hastalığa bağlı olabiliyor. Bunun dışında erkeklerde erkek cinsel hormonu testesteron yaşla giderek azalır ve bazı erkeklerde libido azalması diğerlerinden daha erken gelişir. Cinsel dürtüleri daha kırılgan olan kadınlarda da, âdet döngüsü sırasında iniş çıkışlar gözlemlenebileceği gibi, gebelik, doğum sonrası ve menopoz gibi önemli hormonal değişikliklerle birlikte libidoda da büyük değişiklikler olur. Gebeliği önle-yici haplar da dahil olmak üzere, herhangi bir hormon tedavisi gören kadınlarda libido bundan olumsuz etkilenebilir.

Genel sağlık durumu: Tahmin edileceği gibi ağır hastalıklar ya da uzun süreli sağlık sorunları libidoyu azaltır; bu strese bağlı olabileceği gibi, özgül bazı biyokimyasal değişikliklerle de ilgili olabilir. Viral enfeksiyonu izleyen halsizlik sırasında da cinsel dürtü azalabilir.

İlaçlar: Birçok ilaç libido azalmasına neden olabilir. Şizofreni ya da psikoz tedavisinde kullanılan ilaçlar, morfin içeren ağrı kesiciler, hipertansiyonda kullanılan beta blokerler ve yukarıda sözü edildiği gibi hormon tedavisi bunlar arasında yer alır. Östrojen ya da siproteron kullanan erkekler libidonun çok azaldığını fark edeceklerdir.

Duygu-durum değişiklikleri: Depresyonda cinsel istek azalması, iştah azalmasından ve uykusuzluktan da önce gelişebilir. Tersine manik atak geçiren ya da hiperaktif kişilerde cinsel dürtü çok artar. Cinsel dürtünün duygu-durum (ruh hali) değişikliklerinden etkilenme düzeyi kişiden kişiye farklılık gösterir ve bazı kişilerde görece küçük olayların etkisi büyük olabilir.

Psikolojik nedenler

Kişinin ilişkideki gerilimler sonucunda eşine duyduğu cinsel ilginin azalmasıyla cinsel dürtü azalması arasında ayrım yapmak önemlidir. İnsanın cinsel dürtü kaybından yakınması, artık eşine ilgi duymadığını ya da değişik nedenlerle eşiyle cinsel ilişkinin kendisinde çok gerilim yarattığını kabul etmesinden çok daha kolaydır. Bu gibi durumlarda bazen istek vardır ama bastırılmıştır ya da kişi mastürbasyonla ya da başka eşlerle rahatlama olanağı bulmaktadır.

Bunun dışında cinsel dürtünün az olmasına yol açan nedenler çok karmaşık ve kişiye özgüdür ve dikkatle irdelenmesi gerekir. Bazı kişilerde cinsellik korku ve endişeyle ya da suçluluk ve utanç duygularıyla öylesine yakından ilişkilidir ki, bunlar uyarılmayı önler. Bazı kişiler de kendi cinsel fantezilerinden (özellikle eşcinsellik ya da şiddet veya sıra dışı uygulamalar içeriyorsa) dehşete düşebilir ve kendi cinsel kimliklerinden korkmaya başlar.

Bazı kiÅŸiler yalnızca yabancılar, fahiÅŸeler gibi kendileri açısından “güvenli” buldukları kiÅŸilerin yanında cinsel olarak uyarılabildiklerini, kendi düzeylerinde bir eÅŸle iliÅŸki kurma olasılığını çok “tehlikeli” bulduk-larını fark eder. Bu tür kiÅŸiler düşlerindeki eÅŸi bulmuÅŸ ve umutsuzca bir iliÅŸki kurmak istiyor olabilirler, ama o kiÅŸi karşısında neden cinsel olarak uyarlamadıklarını açıklayamazlar.

TEDAVİ VE BEKLENEN SONUÇLAR

Cinsel dürtünün az olmasının nedenleri çok farklı ve çok karmaşık olabileceği için, gerekli tedavi süresi ve tedavinin başarı derecesi de çok farklı olabilir. Bu durumda, iyi tanımlanmış ve kolayca çözülebilecek bir sorunu olan kişinin, durumu daha karmaşık olan kişilere göre daha çabuk ve daha iyi sonuç alacağı açıktır.

Kişisel cinsel dürtüleri normal düzeyde olan, ama birbirlerine duydukları cinsel ilgide sorunlar yaşayan çiftlerin ilişki konusunda danışmana başvurmaları bazen daha uygun olabilir. Bunun dışında seks terapistleri kişileri tek başlarına ya da eşleriyle birlikte görüşebilir. Cinsel ruh sağlığı (psikoseksüel) terapisinde farklı yöntemler kullanılabilir, ama esas olarak kişiye ya da çifte cinsel ilgilerinin neden azaldığını açıklığa kavuşturmada yardım etmek amaçlanır. Bu korkutucu nitelikte olmayan, basit bazı egzersizlerle ya da erotik ev ödevleriyle birleştirilebilir ve daha sonra bu uygulamalar karşısındaki duygular irdelenebilir.

Viagranın erkeklerde erektil işlev bozukluğu sorununu bütünüyle tedavi eden bir ilaç olduğu manşetlere yansıdıktan kısa bir süre sonra, bu ilacın cinsel uyarılma ve orgazm sorunu olan kadınlarda da mucize ilaç olabileceğini düşündüren yeni bazı bildiriler yayımlandı. Viagra internette kadınlar için (Viacreme adında) bir krem olarak pazarlanıyor. Gerçi bu ilaç erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da cinsel organlara kan akışını artırabilir, ama doktorlar kadınlarda (belki de erkeklerde de) cinsel uyarılmanın kan akışındaki değişikliklerden çok, psikolojik ve duygusal etmenlerle ilişkili olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Özgül bazı Fiziksel uyarılma sorunları olan kadınlar bu ilaçtan yararlanabilir, ama pek çoğu için yararlı olmayabilir.

Cinsel dürtünün az olmasıyla ilgili bazı psikolojik sorunlar çok karmaşık olabileceğinden, bazen herhangi bir ilerleme görülebilmesi için uzun ve yoğun bir tedavi süreci gerekli olabilir. Bu kişilerin çoğu tedaviden yararlansa da, bir bölümünün tedavisi güç olmaya devam edecektir.

ÖNEMLİ NOKTALAR

- Cinsel dürtünün az olması normal olabilir.
- Cinsel dürtü azlığı ilişkiyle ilgili sorunlardan ayırt edilmelidir.
- Psikolojik nedenlerin bir bölümü derin ve karmaşıktır.
- Sonuçlar nedene ve bu nedenin üstesinden gelinip gelinemediğine bağlıdır.

Seksin mevsimi ne zamandır?

Seksin mevsimi ne zamandır?

Sıcak havalarda sevişmenin kalp krizi riskini artırdığı belirtildi.

Açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla gündem yaratabilen ve Türkiye’nin en çok konuÅŸulan sivil toplum kuruluÅŸlarından birisi olan Cinsel SaÄŸlık Enstitüsü DerneÄŸi (CİSED); sıcak havalarda seviÅŸmenin kalp krizi riskini artırdığını belirterek kalp hastalarının sıcak havalarda seksten uzak durmasını önerdi.

Sıcakta cinsellik yaşamayın

Cinsel ilişkinin kalbi yorarak kalp krizi riskini arttırdığına dikkat çeken CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; Kalp hastalarının yaz aylarında sıcağın en üst seviyede olduğu gündüz öğle saatlerinde sevişmemesi ve cinsel ilişkiye girmemesi gerekir. Çünkü sıcak hava ve aşırı güneş; kalp hastalarında efor gücünde ve kalbinin gücünde azalma gibi olumsuz etkilere yol açabilir, bu da kişiyi zor durumda bırakabilir. Cinsel ilişki de kalbi yorarak kalp krizi riskini arttırabilir. Bu nedenle kalp hastalarının yaz aylarında sıcağın en üst seviyede olduğu gündüz öğle saatlerinde sevişmemesi ve cinsel ilişkiye girmemesi gerekir. Ayrıca kalp hastaları sıcakta aşırı yağlı ve hayvansal gıdalardan kaçınmalı ve sigaradan uzak durmalıdırlar. Bol sebze meyve yemelerini ve akşam saatlerinde çok yorucu olmayan egzersizler yapmalarını öneriyoruz. Kalp-damar hastalıklarının oluşumunu önlemek için besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat etmek, tuz ve şeker kullanımını en alt seviyeye indirmek de gerekir.” dedi.

Hamilelere sıcak uyarıları

Sıcak havaların hamilelerde ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğini CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Hamilelerin, sırt ağrıları, varis, ayaklarda ödem ve terlemeden kaynaklanan mantarlara karşı giyim, spor ve beslenmeye dikkat etmeleri gerekir. Hamilelerin giyim tercihlerini pamuklu ve geniş kıyafetlerden yana kullanmalarını öneriyoruz. Hamileler topuksuz, ortopedik ve rahat ayakkabılar tercih etmelidir. Başta tuz olmak üzere baharatlı, soslu ve en önemlisi az pişmiş etlerden kaçınılmalı, kızartma yerine haşlama türü yiyecekler tüketilmelidirler. Çünkü gıdalardan kaynaklanan yaz ishalleri, hamilelerde ciddi sıkıntılar yaratabilir” diye konuştu.

Sıcaklar insan psikolojisini olumsuz etkileyebilir

Aşırı sıcakların insan psikolojisini olumsuz etkilediğini belirten CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık; “Bu nedenle bir olay karşısında tepki verirken ya da karar alırken birkaç dakikalık nefes egzersizi yapılması çok faydalı olabilir. Çünkü öfkeye ve iç sıkıntısına yatkın kişilerde sabırsızlıkla tahammülsüzlük sıcakla birlikte tetiklenir. Sıcakla birlikte tepkisel hareketler artar. Kişi, en son yapacağı şeyi ilk başta yapmaya başlayabilir. Bunların yanı sıra umutsuzluk, karamsarlık, yorgunluk, olumsuzluk ve uyku hali de sıcakla birlikte daha yoğun hissedilebilir. Trafikte sinirlenmemek, mümkünse klimalı araçlarda bulunmak, sabırsızlık göstermemek, öfke patlamalarına engel olmak olası kazaları önleyecektir. Sıcak insanı sinirli yapabilir. Bunun için trafiğe çıkarken kişi kendi kendine sakin olmayı telkin etmelidir.” dedi.

Sıcak hava cinsel sağlığı tehdit ediyor

İnsanın temel dürtüleri olan yemek, içmek, barınmak, korunmak ve cinselliğin bir zincirin halkaları gibi olduğuna dikkat çeken CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Ancak yaz sıcaklarında aşırı yemek yiyerek, tok karnına veya soğuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra cinsel ilişkiye girmek sağlıklı değildir. Hazımsızlık ve soğuk yiyecekler cinsel enerjide dengesizliğe yol açabilir. Aşırı tok karın performans düşüklüğünden, ereksiyon sorunlarına, cinsel isteksizlikten cinsel başarısızlığa kadar birçok cinsel soruna neden olabilir.” dedi.

Seksin mevsimi bahar ve yazdır

İnsanların cinselliğinin havadan sudan etkilenmediğine dikkat çeken ve cinselliğin mevsimi olmadığını söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; “Ancak yazın gelmesiyle birlikte cinsel istekte artış olabilir yani insanlar havalar ısınınca daha çok seks yapmaya başlarlar. Çünkü güneş ışığı cinsellik için önemlidir, ışık kesildiği zaman mutluluk hormonu olan serotonin seviyesi düşer, insanlar daha mutsuz olurlar. Doğanın baharda yeniden canlanması gibi insanların cinsel hayatı da baharda ve yazın canlanabilir. Araştırmalara göre seksin mevsimi bahar ve yazdır. Çünkü insanlar sekse çağrıyı genellikle koku ve görüntüyle yaparlar. Yazın erotik görsel uyarılar ön plana çıkar ve insanlar daha rahat giyinirler, dolayısıyla cinsel isteklerde artış olabilir.” dedi.

CİSED Genel Merkez – ANKARA

Telefon: 0.312.212 66 26 ve 0.312.346 24 24 GSM: 0.542.519 47 64

Web Site ve E-Posta: www.cised.org.tr – info@cinseltip.org – cised@cised-tr.org

Gerdeğe girmek şartmı?

Gerdeğe girmek şartmı?

İlk gece korkusu’nun kadınlarda erkeklere oranla daha fazla olduÄŸunu söyleyen Dr. Cem Keçe, Ne zaman gerdeÄŸe girilmeli? sorusunu şöyle yanıtladı: Evlendikleri gün çiftler, yorgun oluyor. Sarılıp uyuyorlar. Bu, normaldir. İlk gece gerdeÄŸe girmek ÅŸart deÄŸildir.

Birçok çiftin kabusu olan ilk gece korkusunu Cinsel SaÄŸlık Enstitüsü DerneÄŸi (CİSED) Genel BaÅŸkanı Dr. A. Cem Keçe anlattı…

İlk gece korkusu nedir?
Yeni evlenen çiftin, ilk cinsel girişim denemelerinde başarılı olamamasına yol açabilen ilk gece korkusu, bizim toplumumuzda sıklıkla yaşanan bir korkudur. Daha çok heyecanlı ve içe dönük kişilerde görülen ilk gece korkusu; gerdek gecesi ilk kez cinsel ilişkiye girme konusunda çiftin duyduğu endişe, korku veya kaygıyı ifade eder. İlk cinsel deneyim, sonraki cinsel hayatın da en önemli belirleyicilerindendir.

Bu kabusu daha çok kadınlar mı yoksa erkekler mi yaşıyor?
İlk gece kabusunu kadınlar erkeklere göre daha çok yaşıyor. Çünkü Türk toplumunda kızlık zarına abartılı bir önem veriliyor. İlk gece, kadın hem kanama olmasından, hem de olmamasından korkuyor. Çünkü çocukluğundan itibaren Kızlık zarı ilk cinsel ilişkide kanar denilerek yetiştiriliyor. Ama gerçekte cinsel ilişkide alınan hazzın ön planda olduğu bir ilişkide, kızlık zarında meydana gelen açılmanın beynin üst merkezlerinde bilinçli olarak algılanması olasılığı yoktur. Erkeğin de ilk geceye dair farklı kaygıları oluyor. Kadın canının yanmasından korkarken, erkek de başarısız olacağından çekiniyor. Cinsellikteki başarı erkeklikle özdeşleştirildiği için ilk gece ereksiyon sorunu yaşamak, erkeğin sık görülen kabusları arasında sayılıyor.

Düğünden hemen sonra gerdeğe girmeyi çiftlere tavsiye ediyor musunuz?
Düğünden sonra çift, yorgun oluyor. Bir de o gece, cinsel iliÅŸkiye girme mecburiyeti olunca üzerlerinde baskı hissediyorlar. Bence neyi, ne zaman yaÅŸayacaklarına onlar karar vermeli… İlk gece sarılıp uyuyabilirler. Sonuçta önemli olan kadın ve erkeÄŸin birbirine alışmasıdır. O gece dinlendikten sonra ertesi gün her ÅŸey daha keyifli olacaktır.

Kadın ve erkek çok heyecanlıysa, o gece ne yapmalı?
Eğer kadın ve erkeğin daha önceden cinsel bilgi ve deneyimi yoksa, heyecanlı olması doğaldır. Önce konuşup birbirlerini rahatlatmaları ve endişelerini paylaşmaları uygun olacaktır. Başarılı bir ilk gece için erkek, kadının rahatlaması için elinden geleni yapmalı ve sabırlı olmalıdır. Çift uzun bir önsevişme yapmalı ve hazır olduklarında yani kadının vajinası ıslandığında, erkekte ise zevk suyu geldiğinde cinsel birleşmeye geçilmelidir.

Erkek ve kadın, bu gece hakkında bilmediklerini kiminle konuşmalı? En doğrusu arkadaş mı, aile mi?
Çok eskiden Â’saÄŸdıçlıkÂ’ adını verdiÄŸimiz bir kurum vardı. SaÄŸdıçlar, evlenmeden önce hem kadına hem de erkeÄŸe ilk gece nasıl davranması gerektiÄŸini anlatırmış. Ancak böyle gelenekler artık yok! ÇoÄŸu çift, ilk gece bir ÅŸey bilmeden yataÄŸa giriyor. İnternet yanlış bilgiler veriyor. Erkekler tabii ki bu konuyu onlara anlatabilecek birileriyle konuÅŸmalı, bu arkadaÅŸ da olabilir bir aile büyüğü de olabilir. Toplumumuzda kadınlara bilgi veren daha az, çoÄŸu kadın cinselliÄŸi kimse ile konuÅŸamıyor. Benim önerim yine çiftin evlilik öncesinde bir cinsel terapistten bilgi ve danışmanlık alması…

İlk gece doğum kontrolü için kim korunmalı?
İlk gece kimin korunacağına çift, evlilik öncesinde karar vermeli… Kadın, doÄŸum kontrol hapı ya da erkek prezervatif kullanabilir. Biz, her çiftin evlenmeden önce cinsel danışma alması gerektiÄŸini savunuyoruz. Bu ne demektir? Çiftin evlenmeden önce, cinsel organları ve doÄŸum kontrol yöntemleriyle ilgili bilgi alması demektir.

Çiftlerin, gerçekten vajinusmus ya da iktidarsız oldukları ne kadar sonra anlaşılır?
İlk cinsel ilişkide kadın korkularından dolayı kendini kasabilir ya da erkek aşırı heyecandan dolayı ereksiyon sorunu yaşayabilir. Ama bu onların vajinismus ya da iktidarsız olduklarını göstermez. Biz, çiftlere ilk bir hafta içinde ilişki gerçekleşmezse bunun nedenlerini araştırmalarını öneriyoruz. İktidarsızlık tanısı için de kişinin en az üç ay boyunca her ilişkide ereksiyon sorunu yaşıyor olması gerekiyor. Ara sıra her insan ereksiyon sorunu yaşayabilir. Bunu büyütmemek gerekir. Ama sürekli hale geldiyse tedaviye başvurulmalıdır.

Seks konuşmak yararlı mıdır? Yoksa ilişkinin büyüsünü bozar mı?
Cinsellikten konuşmak, çift için çok yararlıdır. Bizim toplumumuzda her şey el yordamıyla yapılıyor. Ortada sorun olmadığı sürece konuşmaya da gerek duyulmuyor. Oysa ki, konuşmak için illaki sorun olması gerekmiyor. Biz, çiftlerin her zaman konuşmalarını öneriyoruz. Çünkü konuşmak, cinselliğin en önemli adımlarından biridir. Kadın ve erkek cinsellikle ilgili arzularını birbirine ifade ederse, hem aralarındaki güven gelişir hem de mutlu olurlar.

Utangaçlık ile hiç istememenin sınırı nedir? Sınırı kim çizebilir?
Utangaçlık farklı, cinsel ilişkiyi istememe ise farklı bir konudur. Utandığı için cinsel ilişkiyi istemeyen birine henüz rastlamadık. Özellikle kadın, cinsellik konusunda ne kadar tutucu yetişmiş olursa olsun, ilk gece de dahil fazla utangaçlık yaşamıyor. Aslında kadının cinselliğe olan tavrını erkeğin davranışları belirliyor. Erkek karısına yatakta nasıl yaklaşacağını, nasıl davranacağını, onun ruhunu nasıl okşayacağını bilmelidir.

En doğrusu, kendi aralarındaki uyumu sağlamaları için evlenmeden deneme yapmaları mı?
Toplumumuzda evlilik öncesi ilişki çok hoş karşılanmadığı için, ’Evlenmeden önce deneyin’ deme hakkına sahip değiliz. Ancak çiftlerin evlenmeden önce kendi ahlaki yargıları içerisinde birbirilerini tanımaları gerekir. Yani cinselliği belli sınırlarda yaşayabilirler. Bu zaten bir ihtiyaç ve dürtüdür, çok fazla bastıramazsınız. Bastırdığınızda daha olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Çift, evlilik öncesi, birbirini tanımaya çalışmalıdır.

Cinsel takıntılarınız mı var?

Cinsel takıntılarınız mı var?

Düşünün hayatınız bir anda değişiyor ve aklınıza öyle şeyler geliyor ki, kendinizden utanıyorsunuz. Başkalarına yan gözle bakacaksınız diye kendinizi eve kapatıyor, kimseyle göz göze gelemiyor, en yakınınızla bile cinsel içerikli hayaller kuruyorsunuz. Bu durumda ne yaparsınız?

Türkiye’de 2 milyon, İstanbul’da 250 bin takıntı hastası var ve çocuklar da bu hastalığa yakalanabiliyor. Günümüzde her 10 bin kiÅŸiden 250-300 ünün takıntı hastası olduÄŸu biliniyor. Dünyada ise 300 milyon kiÅŸide ‘takıntı’ hastalığı var.

Kadınların en çok temizlik takıntısı olduÄŸunu belirten Dr. OÄŸuz Tan, erkeklerde cinsellik takıntılarının daha sık görüldüğünü söylüyor. Obsesyon (takıntı) hastalığının çocuklukta da ortaya çıktığına iÅŸaret eden Dr. OÄŸuz Tan, “Takıntılı çocuklar sürekli aynı soruyu sorarlar. Ders çalışırken bir cümleyi okuyup, emin olamadıkları için tekrar aynı cümleye dönerler. Bir sayfa okumaları için 5-6 saat geçmesi gerekir” diyor.

Düşünün hayatınız bir anda değişiyor ve aklınıza öyle şeyler geliyor ki, kendinizden utanıyorsunuz. Başkalarına yan gözle bakacaksınız diye kendinizi eve kapatıyor, kimseyle göz göze gelemiyor, en yakınınızla bile cinsel içerikli hayaller kuruyorsunuz. Bu durumda ne yaparsınız? Cinsel takıntılı biri olduğunuzun farkına varmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmalısınız.

Cinsel takıntılar zihinden kovulamıyor

Cinsel takıntılar, dayanılması zor, büyük utanç ve acı veren takıntılar arasında. Psikiyatri Uzmanı OÄŸuz Tan, cinsel takıntıları; “KiÅŸilerin aklına hiç istemedikleri zamanda hiç istemedikleri kiÅŸilerle ilgili cinsel düşünceler, erotik görüntüler gelmesidir. Her takıntıda olduÄŸu gibi tekrarlayıcıdırlar ve zihinden kovmaya çalışmakla gitmezler” diye açıklıyor.

En sık rastlanan cinsel takıntılar nelerdir?

Zaman zaman hastalarımız yüzleri periÅŸan, gözyaÅŸlarına boÄŸulmuÅŸ halde odamıza girerler ve sesleri boÄŸularak, tıkanarak, utanarak anlatırlar: “Kızlarıma tecavüz etmekten korkuyorum. Anneme cinsel arzu duyuyormuÅŸ gibi bir hisse kapılıyorum. Üç yaşındaki yeÄŸenimi öptükten sonra penisimin sertleÅŸip sertleÅŸmediÄŸini kontrol ediyorum.”

Bu kişiler ya kızlarının saçlarını bile okşamaz olur, annelerine yaptıkları ziyaretleri bayramdan bayrama indirirler ya da gerçekten sapık olup olmadıklarım kontrol maksadıyla olur olmaz yerde, olur olmaz şekilde yakınlarına dokunup onları sinir ederler. İnsanların cinsel organlarına bakma takıntılarına da sıkça şahit oluruz. Kadınların cinsel organlarına bakma dürtüsü duyan erkekler, gözleri erkeklerin kasıklarına kayacakmış korkusu yaşayan kadınlar sık sık bize başvururlar. Bu kişiler, erkekse kadınları rahatsız etmekten, kadınsa hafifmeşrep damgası yemekten büyük korku duyarlar.

Kişi cinsel takıntılarını nasıl kontrol altında tutabilir?

Aslında bu tıbbi bir durumdur, obsesif kompülsif bozukluk adında bir hastalıktır. Beyinde seratonin adlı maddenin eksik olmasından kaynaklanır. Kişi bu düşüncelerin sapıklık olmadığım, tıbbi bir durum olduğunu bilmeli, düşünceleri kafadan atmaya çalışmamalıdır. Kendi kendine düzelmesi çok zordur, mutlaka psikiyatriste gidilmelidir.

Cinsel takıntılar, bir bakıma seks bağımlılığı mıdır?

Seks bağımlılığıyla hiçbir alâkası yoktur. Tam tersine, cinsel takıntısı olan insanlar son derece mazbut, ahlaki değerlere haddinden fazla önem veren, hatta ahlaki konularda oldukça katı olan kişilerdir. Korktukları şeyleri asla yapmazlar. Takıntı, düşüncenin bir hastalığıdır. Asla istenmeyen eylemle sonuçlanmaz. Takıntılı insanlar kendilerine büyük haksızlık eder, ’sapık’ olduklarının anlaşılacağı endişesiyle izole bir hayat yaşamaya başlarlar.

Obsesif kompülsif kişilik bozukluğu

Psikolog Yasemin YeÅŸilyaprak, obsesif kompülsif kiÅŸilik bozukluÄŸunu şöyle açıklıyor; “Dürüstlük, kuralcılık, güvenilirlik gibi özelliklerin baskısıyla, esnek olamayışın, deÄŸiÅŸime uyum saÄŸlayamamanın doÄŸurduÄŸu bir bozukluktur. Hastalar, sorumlulukları ciddi ÅŸekilde üstlenirler ama hata yapmaktan ve eksiklikten nefret ettikleri için ayrıntılarla çok fazla meÅŸgul olurlar ve gerçek amaçlarının ne olduÄŸunu unuturlar.

Sonuç olarak karar vermede ve işleri tamamlamada güçlük çekerler. Bu tür problemler, sorumlulukların bir endişe kaynağı haline dönüşmesine sebep olur ve bu kişiler amaçlarından nadiren memnuniyet duyarlar. Çoğu obsesif kompülsif özellikler uyumludur ve bunlar çok belirgin olmadığı sürece, bu özelliklere sahip kişiler daha fazla amaçlarına ulaşırlar.

Özellikle bilimde ve kuralların, mükemmeliyetçiliğin ve azmin gerekli olduğu akademik alanlarda bu kişiler başarılı olurlar. Bununla birlikte kişiler arası ilişkilerde ve kontrolünün olmadığı durumlarda kendilerini huzursuz hissederler. Diğer insanlarla ilişkilerinde ve ne olacağı öngörülemez durumlarda mutlaka güven bulmak isterler.

Cinsel takıntılar ne zaman tehlikeli boyuta ulaşıyor?

Cinsel takıntının varlığı bile oldukça kötü. Takıntının hafifi bile kişiye büyük azap yaşatır. Takıntı şiddetlendikçe insanlardan uzaklaşma, kendini tecrit etme ve ağır depresyon ortaya çıkar.

Cinsel takıntılar, kişinin hayatını nasıl etkiler?

Utanç duygusu, insanlardan uzaklaşma, mutsuzluk, hayattan zevk almama, huzursuzluk, sıkıntı verir.

Cinsel takıntılar, cinsel yaşamı nasıl etkiler?

Cinsel takıntılar, cinsel bir problem değildir. Cinsel fonksiyonun değil, düşüncenin bir hastalığıdır. Cinsel takıntısı olanların cinsel hayatı normaldir. Tek problemleri, dönem dönem depresyonun doğal sonucu olan cinsel isteksizliktir.

Cinsel takıntıların altında ne gibi sorunlar olabilir?

Bazı eski kitaplarda, bilinçaltında yatan gizli cinsel arzuların cinsel takıntılara yol açabileceği yazar. Bunun doğru olmadığı, bugün çok iyi anlaşılmıştır. Takıntı, biyolojik bir problemdir. Beynin ön ve alt bölgelerinin hastalığıdır. Bu bölgelerde serotonin maddesinin düşüklüğünden kaynaklanır. Hastalığın elbette psikolojik sebepleri de vardır. Ama bu psikolojik sebepler, bilinçaltı arzular değildir; sıkıntı sahiplerinin, fazla mükemmeliyetçi ve ahlakçı, kolaylıkla suçluluk duygularına kapılıveren insanlar olmalarıdır.

Cinsel takıntılı olmak sapkınlık mıdır?

Sapkınlıkla hiçbir alâkası yoktur. Bu kişiler, sapık olacak en son insanlardır.

Eşcinsellik takıntısı kişide ne tür sorunlara yol açar?

EÅŸcinsellik takıntısı da pek çok normal erkeÄŸin hayatını mahveden takıntılardandır. “Ben eÅŸcinsel miyim?” sorusu zihinlerini kavurur. Ömürleri boyunca hiçbir erkeÄŸe ilgi duymamışlar, sadece ve sadece kadınları hayal etmekten, kadınlarla beraber olmaktan zevk almışlardır. Ancak erkeklerle seviÅŸirken görürler kendilerini. Yakın arkadaÅŸlarıyla, amca çocuklarıyla, tanımadıkları erkeklerle homoseksüel iliÅŸki halindeki pozları gözlerinin önünden gitmez. Erkek soyunma odası türü yerlerde dehÅŸete kapılırlar. EÅŸcinsel görünce yılan görmüş gibi paniÄŸe kapılan, eÅŸcinsel görmemek için yıllardır BeyoÄŸlu’na ayak basmamış hastalarımız var.