İştahsız Çocuğa Yemek Yedirmenin Yolu

İştahsız Çocuğa Yemek Yedirmenin Yolu

 

 

 

 

Günümüzde her anne babanın yaşadığı en büyük problem çocuğunun yemek yemeyişi.

“Yemeğimi yersem parka gidermiyiz?”

“Yarısını yesem, kalanını yemesem olur mu?”

Anne babalar çoğu zaman çocuklarının nasıl bu kadar az yiyerek hayatlarına devam ettiklerini anlamakta güçlük çekiyor.Ama çocuklar tüm gün sadece abur cubur da yeseler günlerini tamamlıyorlar.Burda önemli olan aile bireylerinin çocuğun üstünde kurmaya çalıştığı otorite.Şunu asla unutmayın ki çocuk karnı acıktığı zaman illa ki yeme ihtiyacı duyacaktır ve sizin yaptığınız yemeği yiyecektir.

Öncelikle ona ailecek yemek yeme alışkanlığı kazandırın.Küçük yaştan itibaren masada oturmaya ,herkes gibi tabağında ki yemeği bitirmeye alıştırın.Hatta bazen yanlız başına yemek yemesine izin verin.

Şunu asla unutmayın ki bizlere de zorla yemek yedirilmeye çalışıldığı zaman bizlerde red ediyoruz.Tabi bu  hiç yemek yemiyorsa serbest bırakın anlamına gelmiyor. Eğer bir çocuk aç olduğu halde yemek yemiyorsa bunun altında psikolojik bir sıkıntı yatıyor olabilir.O zaman da  mutlaka bir uzmana danışılması gerekir.

 

Çocukta başarı için yumurta ve pekmez

Çocukta başarı için yumurta ve pekmez

Yumurta ve pekmez çocuklarda sık görülen ve öğrenme bozukluğuna yol açan demir eksikliğinden korunmada oldukça etkili. Çocukların okulda başarılı olmaları için güne kahvaltı ile başlamaları şart. Yeterli ve dengeli bir kahvaltıda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise sofradan yumurta ve pekmezi mümkün olduğunca eksik etmemek.

Kahvaltı günün en önemli öğünü olmasına rağmen özellikle okul çağı çocukları tarafından ihmal ediliyor. Oysa çocukların gelişimlerinde çok önemli bir rol üstlendiği için kahvaltının asla atlanmaması gerekiyor. Çünkü kahvaltı uzun süren açlıktan sonra enerji ihtiyacının karşılanmasında, besin öğelerinin günün ilk saatlerinde, yani vücudun en fazla ihtiyaç duyduğu dönemde dengeli bir şekilde alınmasında ve kan şekeri düzeylerinin dengelenmesinde anahtar bir rol üstleniyor.

Araştırmalara göre, özellikle kahvaltı yapan çocuklar okulda daha başarılı oluyor, daha geç yorgunluk hissine kapılıyor ve sabahları kendilerini daha az aç hissediyor. Ayrıca bu çocuklar bütün derslerden daha iyi not alıyor, problemleri daha iyi çözüyor, derse daha çok yoğunlaşıyor ve daha iyi kas işlevlerine sahip oluyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, çocukların besin öğelerini yeterli almadıkları zaman büyüme geriliği ve mental gelişim gecikmesi gibi ciddi sorunlarla karşılaştıkları uyarısında bulunuyor.

Talak, “Hafif düzeyde beslenme yetersizliği kolaylıkla fark edilmiyor, ancak çoğunlukla öğrenme bozuklukları ile sonuçlanıyor. Örneğin, daha çok yetersiz besin seçimi ve öğün atlama gibi nedenlerle oluşan demir eksikliği de davranışlarda ve performansta düşüşün yanı sıra konsantrasyon bozukluklarına yol açıyor. Bunun için çocuklara mümkün olduğunca sık yumurta ve pekmez yedirmek gerekiyor” diyor.

Ninninin bebeğin gelişimindeki rolü

Ninninin bebeğin gelişimindeki rolü

“Okul öncesi eğitiminin temel kurallarının ninniler içerisinde yüzlerce kat fazlasıyla yer alması gerçekten dikkat çekicidir”

Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Demir, Türk kültüründe yer alan, bugün ise pek rağbet edilmeyen -ninni geleneğinin- aslında içinde bebeği hayata hazırlayan bir eğitim sistemini barındırdığını söyledi. Demir, “Batı temeline dayanan günümüz modern eğitim sisteminin kılı kırk yararak geldiği noktayı, Türk milleti binlerce yıl önce yakalamıştır” dedi.

Ninnilerin bebekleri uyutmanın yanında, bebekleri eğlendirmek, onları sevmek, iletişim kurmak için söylendiğini, Türk milletinin bebek ve küçük çocuklarıyla ninniler vasıtasıyla iletişim kurduğunu kaydeden Prof. Dr. Necati Demir, ninnilerin bebek ve çocuğun hayata atılmadan önce ilk eğitim aşaması olduğuna dikkat çekti. Türk annelerinin çocuklarına ahenkle, ezgiyle, çoğunlukla da duygu yüklü olarak sade bir dil ile söylediği ninnilerin anne ile çocuk arasındaki gönül bağını kurduğunu belirten Demir,

“Ninni metinlerine bakıldığında Türk milletinde eğitime daha beşikte başlandığı görülmektedir. Sade bir dille ve seçme kelimelerle söylenmesi, son derece arı ve duru olması, anadili eğitimi ile ilgili olmalıdır. Zira incelendiğinde Türkçe-nin temel kurallarının detaylı bir biçimde ninnilerin içinde yer aldığı görülmektedir. Günümüzde okul öncesi eğitimcilerinin 0-6 yaş grubu çocuklarımız için yönlerini Batı-ya dönüp kılı kırk yararak ortaya koyduğu -okul öncesi eğitiminin temel kuralları-nın ninniler

içerisinde yüzlerce kat fazlasıyla yer alması gerçekten dikkat çekicidir” dedi.

“BEBEK HAYATA BEŞİKTE ATILIYOR”

Ninnilerle 0-6 yaşlarındaki çocuklara günlük hayatta kullanılan temel araç gere isimleri, renkler, organ isimleri, yemek ve tatlı isimlerinin öğretildiğini vurgulayan Demir, şunları kaydetti:

“Ninnilere bakarsanız oyuncak, yatak, döşek, elbise, süt, yoğurt, peynir, taba vs, organ isimleri olan göz, kulak, burun, kirpik, baş, yüz, kaş, ağız, diş, dudak, alın, yanak, çene, saç, sakal, boyun, omuz, gerdan, böğür, el, kol, bud, parmak, tırnak, bel, bacak, diz, ayak, ciğer, kalp, yürek vs, akraba isimleri olan anne, baba, ağabey, abla, oğul, kız, gelin, yenge, amca, dayı, hala, teyze, dede, nine vs, Türk sayı sistemi olan bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on ve onun katları olan

sayılar son derece düzenli bir biçimde ninnilerin arasına serpiştirilmiştir. Hatta al, kırmızı, kızıl, ak, beyaz, siyah, kara, yeşil, mavi, sarı gibi temel renkler de öğretilmektedir. Daha da ileri gidilerek boz, mor, pembe, kır, benekli gibi ikinci derecedeki renkler de ninni mısraları arasında, konuya uygun olarak yer almaktadır. İnsanlar için beslenme maddeleri olan ekmek, su, un, şeker, helva, tuz, yağ, inek yağı (tereyağı), bal, peynir, bulgur, pirinç, nohut, kuru fasulye, hamur gibi isimlerin hemen

hepsi ninnilerle bebek ve çocuklara tanıtılmıştır. Bebek için önemli olan tatlı yiyecekler olan bal, şeker, lokum, şerbet, reçel, helva, şeker helvası elbette unutulmamıştır. Ev eşyalarından meyvelere, zararlı nesnelerden giyim eşyalarına, ağaç isimlerinden yıldızlara, çiçek isimlerinden havanın durumuna kadar tüm bilgi ve terimler Türk kültüründeki ninnilerde vardır.”

Demir, ninnilerle bebeklerin ilk müzik derslerini aldığına da işaret ederek, “Türk milleti, bebeğine ve küçük çocuğuna ahenkli hitap ederek onda müzik kulağının ve müzik kültürünün de temelini atmıştır. -Benek benek, bıdıl bıdıl, cıstık cıstık cıstana, çıngılı püskülü, döne döne, eee eee eee, gagıl gagıl, gıdıl gıdıl, gıgıl gıgıl, huuu huuu huuu, ılgın ılgın, ılgıt ılgıt, ıngır çıngır, ışıl ışıl, kihir kihir kişnemek, kodalak kodalak, mışıl mışıl, minik minik, nenni nenni, ninni ninni, öllee öllee,

ölleek ölleek, ööö ööö ööö, pışşş pışşş, pışşş, tıhır mıhır, tıkır mıkır, tıpış tıpış, yeşil yeşil- hitapları buna örnektir” dedi.

“HAZİNENİN ÜZERİNDE OTURAN SADAKACI GİBİYİZ”

Ninnilerle 0-6 yaş arası çocukların eğitilerek, çok küçük yaştan itibaren hayata hazırlandığını ifade eden Demir, şunları söyledi:

“Çocuk ufku ninnilerle geliştirilmekte, yüksek seciyeli bir insan olmasının temeli atılmaktadır. Alpliğin veya bilgeliliğin temeli ninnilerle kurulmaktadır. Türk milleti; sistemli bir biçimde, örneklerle ve ezgilerle yaşamın temel kurallarını, dünyayı ve evreni bebeğe ve çocuğa ninnilerle öğretmekte ve tanıtmaktadır. Dün ve bugün söylenen ninnilerde görülmektedir ki Batı temeline dayanan günümüz modern eğitim sisteminin kılı kırk yararak geldiği noktayı, Türk milleti binlerce yıl önce yakalamıştır. Ancak

ninniler konusunda yeterli araştırma yapılmadığı için modern eğitim sistemi, Türk milletinin binlerce yıllık tecrübesinden yararlanamamıştır. Öyle anlaşılmaktadır ki geleneksel Türk eğitim sisteminin kullanıldığı zamanlarda Türk milleti dünyanın diğer milletlerinden çok öndedir. Oğuz Kağan, Bilge Kağan, Kül Tekin, Dede Korkut, Ahmed Yesevi, Kaşgarlı Mahmud, Yusuf Has Hacib, Alparslan, Danişmend Gazi, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Nasreddin Hoca, Hacı Bayram Veli, Ali Şir Nevai, Ahi Evran, Mevlana, Kaygusuz Abdal, Fatih Sultan Mehmed, Ak Şemseddin, Mahdum Kulu, Uzun Hasan, Abay, Nene Hatun, Mustafa Kemal Atatürk, Gaspıralı İsmail, Çanakkale, Kurtuluş Savaşı kahramanları ve Türkiye Cumhuriyeti-nin kurucuları, Türkiye-yi gözünün nuru ve alnının teriyle yoğuran anne ve babalarımız temel eğitimlerini ninnilerle almışlardır. Bütün dileğimiz, bundan sonraki nesillerin de ninnilerle yetişmesidir. Zira, -Gölgede olanın gölgesi olmaz- sözü unutulmamalıdır. Maalesef bugün Tadrmızı, kızıl, ak, beyazürk kültürünün bütün

alanlarında olduğu gibi ninniler de ikinci plana itilmiş, birkaç ferdi çalışma hariç görmezden gelinmiştir. Bu da Türk milletini -hazine sandığı üzerinde oturan sadakacı- durumuna düşürmüştür.”

Çocuk bakıcısı seçerken dikkat

Çocuk bakıcısı seçerken dikkat

Çocukları için doğru çocuk bakıcısını bulmak anne-babalar için en zor deneyimlerden biridir.

Çocuklarını çalışarak büyüten anneler, çocuklarını bir bakıcıya emanet etmenin yaşamlarındaki en zor tecrübelerden biri olduğunu söylerler. Aileler, çok zor olan çocuk bakıcısı arayışı ve doğru bakıcıya karar verme süreçlerinde belli noktalara dikkat ederlerse kendileri ve çocukları için en sağlıklı seçimi kolaylıkla yapabilirler.

Öncelikle, aileler, çocuk bakıcısı aramaya başlamadan önce bakıcıda aradıkları özellikleri ve bu özelliklerin önem derecelerini belirlemeliler. Bakıcıyı hangi kanaldan bulmak istediklerine karar verdikten sonra, kendilerine aracılık yapan kişilerle de aradıkları temel özellikleri paylaşmalılar. Anne-babalar, çocuk bakıcısı ile görüşmeyi birlikte yapmalı, bakıcının ne zaman çalışmaya başlayacağına, bakıcının iş tanımına ve bakıcıdan neler beklediklerine birlikte karar vermelidir. Bakıcı arayışına girmeden önce, çocuğa akrabalardan birinin bakıp bakmaması konusu konuşulmuş ve bu konudaki kesin karar da verilmiş olmalıdır. Bazı eşler bu konularda birbirleriyle yeterince açık konuşamamaktadır. Eşlerden biri çocuğuna bakıcının bakmasını uygun bulurken, bir diğeri çocuğa annesinin bakmasını isteyebilir; bu gibi kararlar bakıcı arayışı başlamadan verilmelidir. Bu konular önceden konuşulmazsa, karar verme sürecinde veya bakıcıyla görüşme sırasında gönülsüz eş nedeniyle anlaşmazlık yaşanabilir. Çocuğa bakmasına karar verilen kişi bir akraba olabilir, bu durumda aşağıdaki koşulların karşılanmasına dikkat edin;

Bu kişinin çocuğunuza bakmaya gerçekten gönüllü ve uygun olduğundan emin olun,

Bu kişiden çocuğunuza mümkünse kendi evinizde bakmasını isteyin,

Çocuğunuzun geceleri ve hafta sonları sizinle kalmasını sağlayın,

Bu kişiye çocuğunuzun bakımı ve eğitimi ile ilgili tüm beklentilerinizi açık bir şekilde ve anne-baba biraradayken bildirin.

Çocuğunuza bakan kişi ister bir akraba veya aile büyüğü olsun, isterse bir çocuk bakıcısı olsun, çocuğunuzun kendi evinizde bakılmasını sağlmanız daha uygun olur. Kendi evinizde temizlik, düzen ve hijyen kurallarını daha kolay koyabilir ve uygulanmasını daha kolay sağlayabilirsiniz. Ayrıca, çocuğunuzun yaş dönemine ve dönemsel gelişimine göre karşılaşabileceği tehlikelere karşı önlem alabilmeniz de daha kolaylaşır. Örneğin emeklemeye başladığında, prizler veya mutfak çekmeceleriyle ilgili önlem almanız gerektiğinde, bunu kendi evinizde yapmanız daha kolay olur. Başka bir evde, even giren çıkan kişileri kontrol edemezsiniz, ancak kendi evinizde bu tip bir kontrolünüz olabilir. Tüm bunların dışında, çocuğun kendi oyuncaklarından ve evinden ayrı kalmaması, kendini güvende hissetmesi açısından da önemlidir.

Çocuğunuza bakmasına karar verdiğiniz kişinin normal koşullarda çocuğunuz 3 yaşına gelene kadar sizinle çalışmayı düşünüp düşünmediğini öğrenin. Böylece, çocuğunuz kreş yaşına gelene kadar bakıcı değiştirmek zorunda kalmazsınız. Çocuğunuza bakacak kişi akrabanız da olsa bunu onunla konuşmalısınız; çünkü çocukların sık bakıcı değiştirmeleri doğru değildir. Çocuk yetişkine bağlanır ve onunla duygusal bağ kurar, bebeklik döneminde sık sık değişen bakıcılar çocuğun psikolojisi açısından sağlıksızdır. Ayrıca, her defasında yeni birine alışmaya çalışmak çocuk için de, anne-baba için de yorucudur.

Her ailenin çocuklarına bakıcı ararken belirledikleri özellikler farklıdır, ancak, ailelere hatırlatma olması bakımından, çocuk bakıcısı ararken dikkat edilmesi gereken noktalar aşağıdaki gibi sıralanabilinir;

Temiz, düzenli ve dürüst olmasına,

Aile yaşantısının düzenli olmasına,

Dakik ve elinin çabuk olmasına,

Sevecen ve güleryüzlü olmasına,

Esnek ve hoşgörülü olmasına, katı-kuralcı olmamasına,

Yeniliğe ve değişime açık olmasına, sabit fikirli olmamasına,

Sorumluluk ve insiyatif sahibi olmasına,

İletişim becerisinin olmasına,

Kişilik olarak bakılacak çocuğun annesine benzemesine,

Sabırlı olmasına,

Eğitimli, kendini yetiştirmiş ve bilinçli olmasına,

Çocuğu ya da işe devamını etkileyecek bir rahatsızlığının olmamasına,

Sigara içmemesine.

Çalışacağınız bakıcıya karar vermeden önce mümkünse bakıcıyı evinde ziyaret edin, kendi çocukları varsa onlarla ilişkisini gözlemleyin. Unutmayın, bir bakıcı, sizin çocuğunuza en fazla kendi çocuklarına davrandığı kadar iyi davranabilir. Sizin çocuğunuza, kendi çocuklarına davrandığından daha vicdanlı ve merhametli davranamaz, sizin çocuğunuzu, kendi çocuklarını sevdiğinden daha fazla sevemez.
Ayrıca, bakıcının varsa referanslarıyla ve komşularıyla görüşün, nüfus cüzdanı örneği vb. gerekli belgeleri temin edin.

Çocuğunuza bakmasına karar verdiğiniz kişinin çocuk bakıcılığı için gerçekten yeterli ve uygun olduğundan emin olun. Bunun için gerekirse, bu konuda çalışan, kişillik testleri uygulayan veya çocuk bakıcılarıyla görüşmeler yapan bir psikologdan yardım alabilirsiniz. Koşullarınız gerektirmiyorsa, bakıcının yatılı kalmasını talep etmeyin. Bakıcının yatılı çalışması gerekiyorsa, çocuğunuzla akşamları siz ilgilenmeye çalışın. Çalışan kişinin sosyal ortamından ve ailesinden sürekli ayrı kalması onun sağlığı açısından çok sağlıklı değildir. Bakıcının çalışma düzenini ve iş tanımını önceden belirleyin, çocuğunuzun bakımı ve eğitimi ile ilgili tüm beklentilerinizle birlikte açık bir şekilde ve anne -baba biraradayken konuşun. Bakıcıdan performansının üzerinde beklentilerinizin olmamasına dikkat edin, ona kendi evindeki gibi rahat edebileceği bir ortam yaratmaya çalışın. Ailedeki herkesin çocuğunuzun bakıcısına sevgi ve saygıyla yaklaşmasını sağlayın. Bu kişinin en kutsal mesleklerden birini icra ettiğini herkese hatırlatın.

Çalışan bir anneyseniz, işe başlamadan önce yeterli bir süre çocuğunuza bu kişiyle birlikte bakın. Çalışmaya başlamadan önce aşamalı olarak günün belirli saatlerinde evden uzaklaşarak çocuğunuzu bu uzun süreli ayrılığa yavaş yavaş alıştırın. Birlikte çalıştığınız kişiyi yeterince tanımadan çocuğunuzu bırakmak zorunda kalırsanız, sık sık evinizi arayarak evde herşeyin yolunda olduğundan emin olmaya çalışabilirsiniz veya komşularınızdan, akrabalarınızdan birinden arada bir eve uğramasını rica ederek çocuğunuzu kontrol etmelerini rica edebilirsiniz.

 

Bakıcı adayına sorulması gerekenler

Bakıcı adayına sorulması gerekenler

Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz, bakıcı adaylarına mutlaka sormanız gereken 9 soruyu açıkladı.

Çocuğu olan çalışan annelerin en büyük sorunlarından biri doğru bakıcıyı bulmaktır. Elbetteki her çocuk bakıcısı, çocuğa en sağlıklı, en güvenli ve gelişimini destekler şekilde bakacağını taahhüt eder. Ancak şu bir gerçektirki çocuğa en iyi bakacak kişi de yine kendi annesidir.

Bakıcı bulmak zor bir o kadarda sıkıntılı bir süreçtir. Çok aşırı seçici olmak, beklentilerin yüksek olması yada doğru kriteleri bilememenin getirdiği gerginlik bu süreci anne için kabusa çevirir. Öncelikli çocuğunuza bakıcı bulmak zorunluluğunuz net ise bir kaç noktaya dikkat etmeniz lazım.

Bakıcı ararken gerekirse aksi olun, her işe burnunu sokan, her soruyu soran, meraklı, paranoyak belki biraz huysuz. Anne baba olarak çocuğunuz için vereceğiniz bu karar seçici olma hakkınızı da getirir. Sorularınızı unutmamak adına gerekirse bir yere not alın. Gerekirse verilen cevapları da bir yere yazın. Değerlendirme aşamasında size faydası olacaktır.

Bakıcı adayına soracağınız şu 9 soru onun çocuğunuz için ne kadar doğru bir aday olup olmadığı hakkında size fikir verecektir.

1. Daha önce bakıcılık yaptınız mı? Eğer yaptı iseniz kaç çocuğa baktınız? Eğer mümkünse bu kişilerin telefonlarını alabilir miyim?.( Bu soruyla kişinin tecrübesi, referansları ve çocukları ne kadar tanıdığı konusunda fikir sahibi olabilirsiniz.)

2. Çocuk hastalıklarını biliyor musunuz? Çocuk hastalandığında nelere dikkat edersiniz? ( Olası durumda nasıl davranacağı hakkında size fikir verir. )

3. Çocuğum düştü ve yaralandı. Ne yaparsınız? İlk yardım bilginiz ne kadar? ( Olası tehlikeli durumlardaki mesleki yeterliliğini görebilirsiniz.)

4. Acil bir durumda ne yaparsınız? Acil durumlarınız nelerdir? ( Kişinin öncelikleri ve acil kelimesinin onda yarattığı imajı görebilirsiniz.)

5. Çocuk için kurallarınız nelerdir? Kuralları nasıl uygularsınız? ( Eğitim yöntemi hakkında fikir verecektir.)

6. Tuvalet eğitimi verdiniz mi? Tuvalet eğitimi ile ilgili yaşanabilecek olası sorunlar sizi ne kadar etkiler? ( Bez değiştirme, çocuğun tuvalet ihtiyacı gibi konulara hakimiyeti hakkında fikir verir.)

7. Beslenmesinde nelere dikkat edersiniz? ( Sağlıklı beslenme bilgisi hakkında fikir verir.)

8. Çocukla geçirdiğiniz bir gününüzü anlatır mısınız? ( Planlı ve düzenli olup olmadığı hakkında fikir verir.)

9. Çocuk bakımına ilişkin yeterlilik belgeniz, sertifikanız yada diplomanız var mı? ( Resmi olarak yeterliliği hakkında bilgi verir. )

Bu sorular haricinde yaşadığı ortamı, semti yada koşullarını da etüt etmenizde fayda var. Sizin evinize uzaklığı yada yakınlığı da diğer dikkat edilmesi gereken bir husustur. Her ne kadar bu sorular kesin kişiyi direkt göstermez ise de fikir verecektir. Eğer bu soruların hepsine olumlu cevaplar almanıza rağmen içinizden bir ses doğru kişi olmadığını söylüyorsa o zaman sadece içinizdeki sesi dinleyin.. Çünkü bir anne gözünün görebileceği şeyleri tarif edecek cümleler bulmak imkansızdır.

Pozitif Gelişim Özel Eğitim Ve Aile Danışmanlık Merkezi
Çocuk Gelişim Uzmanı
Şenay Yılmaz