Yenidoğan bebekler

Yenidoğan bebekler

Yenidoğan dönemi ile ilgili merak ettiğiniz her şey…

Tarama testleri

Yenidoğan bakımında en önemli şey koruyucu doktorluktur. Olası sorunların mümkünse doğum anından itibaren bebeğe zarar vermeden saptanması, gereken önlem ve tedavinin hızla uygulanması, bebeğin sağlıklı büyüyüp gelişmesi için gerekli koşullardan biridir. Yenidoğan dönemi olarak isimlendirilen yaşamın ilk bir ayının bu özel tanımının anlamı, bebeğin olası yaşam ömrünü, kalitesini yükseltecek bakımın ve tedavinin sağlanabilmesidir. Yeni doğan bebeğin ilk günledeki takibinde standart uygulamalardan biri de tarama testleridir. Tarama testleri tüm dünyada yaygın olarak uygulanıyor. Amaç; tedavisi olan ve tedavi sonucunda sağlıklı büyümenin sağlandığı, ucuza mal edilmiş testlerle tanı konulabilen, standart muayene ile saptanamayan hastalıkları erken dönemde tanıyabilmek ve bebek zarar görmeden tedaviye başlayabilmek esasına dayanıyor.

Türkiye’da tarama testleri mutlaka yapılmalı!

Metabolik ve genetik hastalıklar, çoğunlukla aileden bebeğe kalıtsal olarak geçiyor. Ülkemizde sık görülen akraba evlilikleri nedeniyle daha çok görülüyor. Bu nedenle Türkiye’de tarama testlerinin yapılması özel bir önem taşıyor. Tarama testleri ile tanı konulabilen onlarca hastalık mevcut. Genetik ve moleküler biyolojinin son yıllardaki hızlı gelişimiyle her geçen gün tanı konan hasta sayısı artıyor. Ülkemizde de çok sayıda hastalık için tarama testi yapılabiliyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon 200 bin bebek doğuyor. Sağlık Bakanlığı tarafından tüm yenidoğanlara ülkemiz koşullarında gerekli olan iki tarama testi rutin olarak uygulanıyor. Testler, topuktan alınan kanın özel bir kağıda emdirilmesiyle yapılıyor. Hipotiroidi için TSH, fenilketonüri için fenilalanin düzeyleri ölçülüyor. Tarama testleriyle yapılan ölçümlerde değeri yüksek bulunan hastalar tekrar ayrıntılı testlerle değerlendiriliyor. Tarama testleri sonucunda tekrar kontrole çağırılan bebeklerin anne-babaları tedirgin olmamalıdır. Ayrıntılı teste çağırılan hastaların çok azında hastalık saptanıyor. Önemli olan tarama testi uygulamasına tedirgin olmadan katılmak olmalıdır. Yaşamın ilk günlerinde hastalık saptanan bebek, erken başlanan uygun tedaviyle sağlıklı olarak büyüyecektir.

Konjenital hipotiroidi ve fenilketonüri

Konjenital hipotiroidi doğuştan itibaren tiroit bezinin hiç çalışmaması halidir. Ülkemizde görülme sıklığı 3 bin 500 doğumda 1’dir. Tiroid hormonu, anne karnında ve bebek doğduktan sonra büyüme ve sinir sisteminin gelişmesi için önemli bir hormondur ve eksikliği cücelik derecesinde boy kısalığı ve ağır zeka geriliğine neden olur. Tedaviye yaşamın ilk iki haftasında başlanmalıdır, birinci aydan sonra başlanan tedaviler bile sinir sistemi gelişiminde aksamalara neden olabilir. Tedavi, eksik olan tiroit hormonunu yerine koymak amaçldır. Tedavi için kullanılan ilaç maliyeti çok düşüktür. Önemli olan çocuk gelişiminin önemli olduğu ilk yıllarında, çocuk endokrinolojisi konusunda deneyimli bir doktor tarafından yakından izlenmesidir. Bebekler hızlı büyüdüklerinden dışarıdan verilen tiroit hormonunun dozunun sık sık ayarlanması gerekir. Bu nedenle özellikle yaşamın ilk beş yılında bebeğin kontrollerinin uygun sıklıklarda yapılması ve anne-baba tarafından kesinlikle ihmal edilmemesi önemlidir. Bebek bu koşullarda tamamen sağlıklı bir birey olarak yaşamını devam ettirecektir.

Fenilketonüri ise, proteinin en küçük parçası olan bir aminoasidin (fenil alanin) vücutta kullanımıyla ilgili bozukluğa bağlı metabolizma hastalığıdır. Dünyada sıklık 10bin-30bin doğumda bir olmasında rağmen ülkemizde akraba evliliklerinin sık olması nedeniyle 3bin-4bin doğumda bir görülüyor. Anne karnında, fenilalanin anne vücudu tarafından temizlendiğinden birikmez ve hamilelik boyunca sağlıklı büyüme devam eder. Doğumdan sonra bebeğin beslenmeye başlamasıyla beraber bir enzim eksikliği nedeniyle vücutta fenilalanin isimli bir aminoasid birikir ve özellikle sinir sistemi gelişimini olumsuz etkiler. Bu bebeklerde konvulziyonlar ve spastik bebek gelişimi sık görülen bir durumdur. Bebekte sinir sistemi hasarı olduktan sonra geri dönüşümü ve tedavisi yoktur. Tedavi edilmeyen bebeklerde ağır zeka geriliği kaçınılmaz bir bulgudur. Tedavisi ise mümkünse doğumun ilk haftasından itibaren bebeğin aldığı gıdalarda fenilalanin isimli amino asidin olmamasına dayanır. Bu nedenle fenilketonüri tanısı almış bebekler anne sütü, diğer sütler ve normal mamalarla beslenemezler. Bu bebekler için özel olarak hazırlanmış fenilalaninsiz mamalar yaşamın ilk yıllarının tek beslenme ürünüdür. Yine bu bebekler büyüme sürecinde, hastalık konusunda deneyimli beslenme ve metabolizma uzmanlarınca izlenmelidir. Yaşamın ilk günlerinde başlanan tedavi sağlıklı büyümenin ilk şartıdır.

Dadı kimdir? Nasıl seçilir?

Dadı kimdir? Nasıl seçilir?

Gündemdeki sıcak konu dadı. Aslında annelerin hayatında hep sıcaklığını korumuş bir konu. Bebek doğduktan sonraki büyüyü bozan yegane konulardan biri. Ailelerin içini kemiren soru: Kim bakacak?

Anne çalışma hayatına dönmeden önce bu süreç başlıyor. Bazen büyükanneler devreye giriyor. Bazen ikisi birden olaya kanalize ediliyor. Bakıcı bakıyor, büyükanne gözetmenlik yapıyor. Hepsinin artısı eksisi konuşuluyor. Her anne bu konudaki sıkıntılardan, hayatına kaç tane dadı girip çıktığından yakınmaya devam ediyor.

Konuya önce anne babalara destek olmaya çalışan bir profesyonel gözüyle bakacağım. Tabii ki hiçbir konuda olmadığı gibi bu konuda da bir reçete yok. Yani doğru dadı/bakıcı kimdir? sorusunun net bir cevabı yok. Çünkü aileye, çocuğa ve birçok başka konuya göre değişecektir cevap.

Bu yüzden çıkış noktası yine aynayı önce kendimize döndürüp bakmak: Ben nasıl bir anneyim/babayım? Biz nasıl bir aileyiz? Çocuğum nasıl bir çocuk? Bütün bu sorulara verilen cevapların bizi getirdiği nokta “bakıcıdan ne bekliyorum?” İyi bir bakıcı bulmaya çalışırken temel çıkış noktası bu olmalı. Aileler çoğunlukla bu kriterleri net olarak belirlemeden işe başlıyor. Şöyle düşünelim; siz iş hayatında yeni bir işe girecek olsanız; iş tanımının ne olduğunu bilmek istemez misiniz? Benzer şekilde bir bakıcının da bir iş tanımı olmalı. Ondan ne bekleyeceğinizi öncelikle siz ve tabii ki o bilmeli. Yani çocuğuma baksın ama zaten zamanı da artıyor ütüyü de yapıversin, yemeği de sıkıştıralım araya çok mantıklı ve adilane gelmiyor bana. Eğer en değerli varlığınızı, canınızı teslim ediyorsanız, o zaman en öncelikle onun bakımıdır sorumluluk alanı. Bir de bakımıyla bağlantılı işler tabii… Beklenti net olursa değerlendirme de net oluyor. Neyi yapıp yapmayacağını o da biliyor siz de. İş tanımında olan bir şey yerine getirilmediyse, sebep ve sonucunu değerlendirmek de daha kolaylaşıyor.

Beklenti ile çok paralel bir diğer konu; sahip olacağı haklar, maddi, manevi imkanlar. Ne kadar para alacak, kaç saat/kaç gün çalışacak, ne zaman hangi şartlarda izin yapacak? Bunlar aslında dadının çocuğa bakma performasını ve motivasyonunu bazen doğrudan bazen de dolaylı etkiliyor. Ancak aileler tarafına baktığımda bu önemli konunun açıklıkla paylaşıldığını, empati ile karşının görüş ve isteklerinin değerlendirildiğini çok az görüyorum maalesef. Genel algı “ben işverenim, o çalışan” şeklinde. Her şeyi ben belirlerim. O yapmakla yükümlü. Yapmazsa da kızarım, surat asarım ama o böyle davranamaz!

Beklentiler netleştikten sonra devreye değerler giriyor. “Benim anne baba olarak değerlerim, çocuğa vermek istediklerim ne?” “Çocuğuma bakacak bu insanınkiler ile örtüşüyor mu?” Neden bahsediyoruz değer deyince: sevgi, şefkat, dürüstlük, çalışkanlık vs vs…Bunlar o kadar basit şeyler değil tabii. Karşınızdakini bu derece analiz edebilmeniz, anlayabilmeniz hiç kolay değil. Bazıları ilk görüşte anlaşılıyor, bazıları zamanla ortaya çıkıyor. Yine de anne babaların bu farkındalıkları yüksek olursa; buna en yakın profili bulma şansları artar diye düşünüyorum. Yine önemli başka bir konu; benim kültürümden mi olsun, benim dilimi mi konuşsun; başka bir kültürden olması ne kadar sorun yaratabilir? Benim şahsi fikrim hep şu oldu: Aynı dili konuşamazsam; kendimi, beklentilerimi yeterince iyi anlatamazsam bu iş nasıl olacak? Ben onunla anlaşamazsam, o çocuğumla nasıl anlaşacak? Çocuğumu ve ihtiyaçlarını nasıl anlayacak?

Sonuç olarak tüm bu hassas noktalar iyi irdelenmediğinde; dadı bir hizmetçi, az paraya çok iş yaptırılan biri haline dönüşebiliyor maalesef. Kaçınılmaz olarak da,takvim yaprağı değişir gibi değişiyor.

Şimdi diyebilirsiniz; iyi güzel söylüyorsun da işler gerçekte böyle olmuyor diye. Doğru tabii; başka birçok farktör de var mutlaka. Bazen şans, kısmet de diyoruz buna! Bu noktada; anne olarak kendi tecrübemi de aktarmak istiyorum. İş hayatına döndüğümde oğlum Yiğit 6 aylıktı. 6 aydan 7 yaşına kadar aynı bakıcı bizimle oldu! Biz ona hiçbir zaman bakıcı, dadı demedik zaten. O Yiğit’in teyzesiydi. Hep “siz” diye seslendik ona. Aileden biri oldu Nilgün teyzemiz. Artık büyüdüğü ve böyle bir desteğe ihtiyacımız kalmadığı için ayrıldık kendisinden. Ağlaşarak, kucaklaşarak. Başka bir şehire taşındı ama İstanbul’a her gelişinde; o sıkışık programında mutkala bize uğrar, özellikle Yiğit ile mutlaka hasret giderir. Biz de her zaman sevgiyle anıyoruz kendisini.

Şans faktörü vardır bunda eminim. Ancak biz de arama aşamasında eleme kriterlerini çok sıkı tuttuk biliyorum. Bir gün bile gözüm arkada kalmadan gittim işe; benim sağ kolum oldu yıllar içinde…Ayrıca inandığım başka bir şey daha var: Ne kadar verirsen, o kadar alırsın. Tabii samimiyetle ve karşılık beklemeden verirsen.

Figen Küçükkoner Kırca
www.lifefocus-tr.com
figen.kirca@lifefocus-tr.com

Bebeğiniz bakıcısını kendi seçsin

Bebeğiniz bakıcısını kendi seçsin

Prof. Dr. Murat Tuncerden çalışan annelere dadı tüyoları: “Düzgün diksiyon, tanıdık birinden referans ve çocuğunuzun onun yanında huzurlu olması, doğru bakıcıyı bulduğunuzun en temel göstergeleridir.”

Prof. Dr. Murat Tuncer; mükemmel annebaba olmak isteyen aileler için hazırladığı Çocuk Sağlığı Rehberi adlı kitabında; ailelerden gelen soruları yanıtladı ve doğru dadı bulma yollarını anlattı. Prof. Tuncer, çocuğunuza doğru bakıcıyı bulmak için çok işe yarayan 10 püf noktasını şöyle sıraladı:

DÜZGÜN KONUŞSUN
Bakıcı seçerken mutlaka diksiyonunun düzgün olmasına dikkat edin. Çünkü özellikle bebekler, yedinci aydan itibaren çevresinde konuşulan dili öğrenmeye başlar ve hafızalarına bununla ilgili her şeyi kaydeder. Birlikte oldukları kişilerin konuşması bozuksa, ilk kelimelerden itibaren aynı yanlışları bebeğinizde de görebilirsiniz. Yani diksiyon önemli!

OTORİTER OLMASIN
Bir bakıcıda aramanız gereken en önemli özellik, çocuklara karşı gerçekten sevgi dolu olmasıdır. Çocuğa yönelik sert uyarılar, ileride onu sevgi yoksunu yapabilir. Bakıcılar nedeniyle otistik bulgular sergileyen bebek sayısı hiç de az değildir. Dadının cinsel organına vurarak cezalandırdığı çocuklarda, ergenlik döneminde önemli sorunlar ortaya çıkabilir.

REFERANSI BULUNSUN
Bir bakıcıyı işe alırken, mutlaka çok iyi tanıdığınız birinin referansını arayın. Kararınızı tavsiye eden kişiye danışıp verin.

YALNIZ BIRAKMAYIN
Bakıcınız işe yeni başladığında, bir süre evde onunla birlikte olun. Çalışma tarzını ve çocuğunuza ilgisini gözlemleyin.

TEMİZLİK ÖĞRETİN
Dadınıza kendi çalışma prensiplerinizi öğretin. Özellikle bebek bakımı, temizlik konusunda en ufak bir taviz vermeyin ve bu konuda çok titiz olduğunuzu hatırlatın.

BEBEĞİNİZE SORUN
Bebeklerin hislerine ve tepkilerine güvenin. Birlikte olmak istemediği, hareketleriyle hoşlanmadığını ifade eden bir bakıcıya, onu teslim etmeyin.

ANİ BASKINLAR YAPIN
Evden ayrıldıktan sonra, ara sıra haber vermeden bebeğinizi kontrol etmek için uğrayın. Bakıcıdan ayrılırken ve karşılaştığında, bebeğin ona nasıl davrandığını gözlemleyin.

DOKTORA GÖTÜRÜN
Siz doktorla konuşurken, bebeğiniz muayene olurken bakıcınız yanınızda olsun. Eğer bakıcınız kendi içinden gelerek bebekle ilgileniyor, siz doktorla konuşurken ağlamaması için onu oyalıyorsa, bunlar olumlu göstergelerdir. Umursamaz bir tavır sergiliyorsa, bakıcınızla bunu konuşun.

SAĞLIK RAPORU ALIN
Çocuğunuza yakın çalışacak kişiden hepatit A ve B durumunu ve tüberküloz için parazit tetkiklerini isteyin. Aşıları tamam değilse mutlaka aşılatın.

AİLE BÜYÜĞÜ OLSUN
Dadınız ne kadar iyi olursa olsun, başlangıçta bebeğinizi aileden biri olmaksızın onunla yalnız bırakmanızı önermem. Ya anneanne ya da babaanne bir süre bakıcıyla eşlik etmeli. Bebeğin alışmasını sağlamalı.

’BİR BİLENE’ SORMALISINIZ
Çocuk yetiştirmek, bakmak artık bir uzmanlık dalı… Bebeğini kucağına alan anneler bu konuda hemen uzman kesilemiyor. Tıp dünyası ise bu konuda sorun yaşayanlara yardım ediyor… Çocuk Gelişim Uzmanları, üniversitelerin bu nedenle en çok tercih edilen bölümleri arasında yer almaya başladı. Psikolog ve psikiyatristler de gerekirse devreye giriyor. Çocuğunuza bakıcı seçerken sadece yakın arkadaşınız, konu komşunuzun ya da ailenizin sözünü dinlemek yerine; bu uzmanların tüyolarına kulak vermekte fayda var. Onun hayatıyla ilgili en önemli kararlardan birini verirken acemice değil özenli davranmak istiyorsanız, bu hafta sizler için bu yazı dizisini hazırladık; bilenlere danıştık… Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Tuncer ve Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz dadı seçiminde yol gösterici bilgiler verdi. İstanbul Tıp Fakültesi Liyazon Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Özkan, bakıcıların çocuk psikolojisini nasıl etkilediğini anlattı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman ise bu seçimin çocuğunuzun beden sağlığıyla bağlantısını izah etti… Her şey sağlıklı çocuklar için…

ANNEDEN AYRILIK BEBEKTE GÜVEN EKSİKLİĞİ YARATIR
EN FAZLA BİR HAFTA

Bebeğinizin yanında bir haftadan fazla uzaklaşmayın. İki yaşa kadar anne eksikliğini telafi etmek çok zordur. Ölüm gibi zorunlu durumlar dışında, iki yaşa kadar bebeği bir haftadan fazla annesiz bırakmak; kalıcı olabilecek güven eksikliği, anne kaybı korkusu gibi problemlere yol açabilir. İKİ

KARŞILAMA ŞEKLİ
Uzun bir ayrılıktan dönüşte iki davranış şekliyle karşılaşabilirsiniz. Birincisi, size aşırı bağlanır ve yanınızdan ayrılmaz. Veya size yabancı gibi davranarak sizi cezalandırır. Bu iki halde de ona gereken sabırla ve olabildiğince yakın davranın ve bir kez daha uzun ayrılık yaşatmayın.

UMURSAMAZSA ZOR!
En sağlıksız davranış size sanki hiçbir şey olmamış gibi umursamaz davranmasıdır. Bu durumda size çok daha fazla görev düşmektedir. Olabildiğince birlikte zaman geçirmeye ve ona yakın olmaya çalışın.

YANINIZDA GÖTÜRÜN
İş veya tatil nedeniyle olabilecek ayrılıkları, beş günle sınırlı tutmak uygun olur. Beş günden fazla ayrılık söz konusu olursa, bebeğinizi yanınızda götürün. İleride bu seyahat sizinle çocuğunuz arasında tatlı anılar olarak kalacaktır.

BİLGİSAYAR KURUN
Eğer zorunlu olarak uzun bir ayrılık planlanıyorsa, seyahatten birkaç hafta önce evde iki bilgisayar kurup MSN veya skype gibi bir erişimle, içerideki odadan bebekle görüntülü olarak konuşun. Daha sonraki birkaç gün de başka bir evden aynı iletişimi kurun. Bu bebeğiniz tarafından, siz uzaklaşmadan uyguladığınız bir oyun olarak algılanacaktır.

Bakıcı özellikleri nasıl olmalı?

Bakıcı özellikleri nasıl olmalı?

Bakıcı ararken gerekirse aksi olun! Her işe burnunu sokan, her soruyu soran, meraklı, paranoyak belki biraz huysuz olabilirsiniz.

Yazarımız Şenay Yılmaz, Hacettepe Çocuk Gelişim Uzmanlığı bölümünü bitirdi. Arka sıradaki çocukların başarısını artırmak için geliştirdiği projesi; pek çok okulda uygulanmaya başladı. Hayata eksilerle başlayan pek çok çocuğun becerilerini geliştirmelerine yardım ettikten sonra; o da 40 gün anne oldu! Bakıcı bulma süreçlerinden kendisi de geçti… Ve hem akademik tecrübesi hem de pratik bilgisiyle şimdi çalışan anneler için bakıcı seçme tüyoları hazırladı… İşte, minik bebeklerinize bakıcısını seçmeden önce kağıdı kalemi elinize alın… Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmazın “Olmazsa olmaz” dediği, dokuz kritik soruyu mutlaka karşınızdaki kişiye sorun:

1) Daha önce bakıcılık yaptınız mı?
“Eğer yaptıysanız kaç çocuğa baktınız? Eğer mümkünse bu kişilerin telefonlarını alabilir miyim?” Bu soruyla kişinin tecrübesi, referansları ve çocukları ne kadar tanıdığı konusunda fikir sahibi olabilirsiniz. Hatta size verdiği telefonları arayarak çocuklara karşı tutumu hakkında da bilgi almış olursunuz.

2) Beslenmesinde nelere dikkat edersiniz?
Sağlıklı beslenme konusundaki yeterliliği ve çocuklara da bunu kazandırabilme yetisi hakkında sizi yönlendirecektir.

3) Çocuğum düştü ve yaralandı, ne yaparsınız?
“İlk yardım bilginiz ne kadar?” Bu sorunun yanıtıyla; çocuğunuzun merdivenden düşmesi, açıkta duran ilacı içmesi ya da yerdeki boncuğu ağzına atması gibi tehlikeli durumlardaki mesleki yeterliliğini görebilirsiniz.

4) Acil bir durumda ne yaparsınız? Acil durumlarınız nelerdir?
Çocuk için acil durumları belirlemesi, kişinin öncelikleri ve acil kelimesinin onda yarattığı imajı görebilirsiniz.

5) Çocuk için kurallarınız nelerdir? Kuralları nasıl uygularsınız?
Disiplinli mi, esnek mi yoksa tutarlı mı? Bu soru bakıcının hangi eğitim yöntemine yakın olduğu hakkında fikir verir.

6) Baktığınız çocukla geçirdiğiniz bir günü anlatır mısınız?
Planlı ve düzenli olup olmadığı, günlük yaşamında nelere dikkat ettiği ve öncelikleri hakkında fikir verir. Çocukla yakınlığına ayna tutar…

7) Bir çocuğa tuvalet eğitimi verdiniz mi? Tuvalet eğitimi ile ilgili sorunlar sizi ne kadar etkiler?
Bakıcı adayının bu soruya vereceği yanıt; bez değiştirme, çocuğun tuvalet ihtiyacını karşılama gibi konulara hakimiyeti hakkında size fikir verir.

8) Çocukhastalıklarını bilir misiniz?
“Çocuk hastalandığında nelere dikkat edersiniz?” Bu soru size; dadı adayının çocukların rutin geçirdiği kızamık, çiçek ya da bulaşıcı hastalıklara karşı nasıl davranması gerektiğini bilip bilmediği hakkında fikir verir.

9) Çocuk bakımına ilişkin yeterlilik belgeniz, sertifikanız ya da diplomanız var mı?
Bu soru; bakıcının çocuk bakma konusundaki yeterliliği hakkında resmi bilgi verir.

İLK 3 AY ANNE SEVGİSİ GEREK
Çalışan anneler; en azından ilk 3- 6 bebeğinin bakımını üstlenmelidirler. Güven-güvensizlik dönemi dediğimiz bu zaman diliminde; anne çocuk ilişkisinin temelleri atılmaktadır.

İÇİNİZDEKİ SESİ DİNLEYİN
Doğru bakıcı bulma konusunda yaptığım öneriler size fikir verse de; önemli olan içinizdeki sesi dinlemektir. Yukarıdaki soruların hepsine olumlu cevap alsanız bile bakıcı adayı içinize sinmeyebilir. Çünkü bir anne gözünün görebileceği şeyleri tarif edecek cümleleri bulmak imkansızdır!

Çocuk için bakıcımı kreşmi?

Çocuk için bakıcımı kreşmi?

Çocuklar üç yaşına geldiğinde artık bakıcı yetmiyor, sosyalleşmeleri için kreş de gerekiyor. Dolayısıyla, bakıcı ve kreş aynı işlevi görmüyor Sık bakıcı değiştirmek ise özellikle ilk iki yaşta güvensiz bağlanmaya neden oluyor. Bu çocuklar, büyüdüklerinde sağlıklı ilişkiler kurmakta zorluk çekiyor.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı ve Konsültasyon-Liyezon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Özkan; bakıcı ile ilişki konusunda merak edilen soruları yanıtladı:

ÜÇ YAŞ KREŞ YAŞIDIR
Bakıcı mı yoksa kreş mi çocuk için daha sağlıklıdır?

Bebekler altıncı aylarından itibaren, yabancıları ayırt etmeye ve anneden ayrılmak istememeye başlar; ayrılık kaygısı denilen durum meydana gelir. Ayrı kalma süresi uzarsa, bebek için kalıcı sorunlar oluşabilir. Bu nedenle, anneleri çalıştığı için bakıcıya bırakılan çocukların, akşamları mutlaka annelerinden ilgi ve bakım görmeleri önemlidir. Bebeğiyle sağlıklı ilişkisi olan anneler, bebeğin temel güven duygusunun gelişmesini sağlar. Çocuk üç yaşına geldiğinde ise artık sosyalleşme çağındadır. Anne ve babadan uygun bir şekilde ayrı kalabilmeyi bu yaşta öğrenir. Üç yaş; bu nedenle kreşe başlama yaşıdır. Kreşler, çocuğun okul öncesi eğitiminin başladığı yerdir. Bu nedenle çocuğun sadece bakım aldığı yerler olarak düşünülmemelidir. Annesi evde olan çocuklar için de kreşler, yaşıtlarıyla birarada olabileceği bir ortamdır. Dolayısıyla, bakıcı ve kreş aynı işlevi görmemektedir.

ANNE İLİŞKİSİ ÖZELDİR
En iyi dadı anne midir?

Bebek anneyi ayırt etmeye, ona gülümsemeye üçüncü aya doğru başlar. Bu süreçte anne ve bebek arasında bağlanma gelişir. Bebek büyüdükçe fiziksel olarak anneye bağlılık azalır ama bebek kalıcı olarak sağlıklı olarak geliştirdiği bağlanmayı devam ettirir. Bu dönemde bebeğin anneyle ilişkisi, elbette üçüncü şahıslarla kurulabilecek bir ilişki değildir.

GÜVENLİ BAĞLANMA OLUR
Sık sık bakıcı değiştirmek çocuk için zararlı mıdır?

Sık bakıcı değiştirmek, özellikle de yaşamın ilk iki yılında çocuklarda güvensiz bağlanma denilen duruma neden olabildiği için istenmeyen bir durumdur. ’Güvenli bağlanmaya sahip bebekler, ilerde daha kolay akran ilişkileri geliştirebilir, daha az öfke yakınmaları ve zayıf davranış kontrolü gösterebilir. Ya da ciddi psikiyatrik rahatsızlıklar bu bebeklerde daha az oranda görülür. Bakıcının çocukla geçirdiği zaman, çocuk için ikinci bağlanmanın gerçekleşmesi olacaktır. Bu nedenle bakıcının çocuğun sadece fiziksel özelliklerini karşılaması değil, onunla zaman geçirmekten zevk alabilen birisi olması önemlidir. Tabii fiziksel bakımı gerçekleştirebilecek ve gerektiğinde ilk yardım yapabilecek olması da tercih edilmelidir.

Bakıcı ile çocuk ne zaman yalnız bırakılmalı?
Çocuğun anneden ayrı kalabileceği yaşa gelmesi ve bakıcıyla olumlu iletişim kurmasından sonra bırakılabilir. Bu kararı verirken çocuğun hazır olup olmadığı dikkate alınmalıdır.

TATİLE DADIYLA DEĞİL ÇOCUĞUNUZLA ÇIKIN
Eğer çocukla bakıcı arasında zaman içinde olumlu bir iletişim geliştiyse, çocuğun tatilde de bakıcısıyla zaman geçirmek istemesi mümkündür.
Ancak özellikle çalışan anne- babaların, tatil zamanını çocuklarıyla baş başa değerlendirmeleri iletişimi arttırır. Çocuklar için aileyle geçirilen zamanlar değerlidir.
Çocuk için tatilde nereye, ne zaman ve nasıl gittiğiniz önemli değildir. Onun hazırlıklara katılmasına izin verdiğiniz sürece, hem siz hem de çocuğunuz için yolculuk daha keyifli olacaktır.

OYUNCAĞINI SEÇSİN
Çocuğunuza, kendisine ait bir çanta verin ve götürmek istediği oyuncakları seçmesini söyleyin. İki-üç yaş grubunda dadısı olan çocuklar bu konuda ondan yardım isteyebilir.
Tatil programınıza çocuğunuzun ilgisini çekebilecek yerleri de katın. Oyun alanları, sergiler ya da alışılmışın dışında bir manzara; çocuğunuz için çok daha ilgi çekici olabilir.

HARİTADA GÖSTERİN
Altı yaşından büyük çocuğunuza, tatile gideceğiniz yeri haritada gösterebilirsiniz. Gezi broşürlerine beraber bakabilir ve böylece tatil öncesi zevkli vakit geçirebilirsiniz.
Ebeveynlerin en çok endişelendiği konulardan biri de çocuğun, baş başa vakit geçirmelerine engel olmasıdır. Eğer çocuğunuzla yeterince ilgilenirseniz; o da bir süre sonra kendi kendine oyuna dalar. Siz de eşinizle zaman geçirebilirsiniz.

BAKICI İLE AYNI ODADA YATMASI DOĞRU DEĞİL
Humanite Psikiyatriden Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Gözde Lus, merak edilen soruları yanıtladı:

ANNE İLİŞKİSİNİ ETKİLER
Bakıcının yaşı önemli mi?

Anne-babanın bakıcı seçerken emin olmaları gereken konu; bakıcının çocuklarıyla gereken titizlikte ilgilenilip, ilgilenilmeyeceğidir. Çok genç ve çok yaşlı bakıcıların, çocuk için uygun olmayacağı açıktır. Bu durum, çocukların yaşlı aile büyüklerinin yanına bırakılmalarında da bazen görülür. Yeterli fiziksel aktivite yapamayan aile büyüklerinin yanında istenmeden de olsa ihmal edilebilir.

Yatılı mı yoksa her gün gelen dadı mı tercih edilmeli?
Ailenin sosyo-ekonomik durumuna göre seçilen bakıcının yatılı kalması, çocuk için avantaj da olabilir dezavantaj da. Önemli olan her zaman çocuğun ebeveyniyle kurduğu ilişkinin bu durumdan nasıl etkilendiğidir. Eğer yatılı bakıcı, çocuğun her türlü ihtiyacıyla ilgilenen konuma geldiyse; bu durum anneyle çocuğun ilişkisini olumsuz etkileyecektir.

OLUMSUZ ETKİ YARATIR
Çocukla bakıcısının aynı odada kalması ne tür sorunlara neden olur?

Çocukların yaşları küçük olduğu için mahremiyete ihtiyaçları olmadığı görüşü doğru değildir. Çocuklar, kendi anne babalarıyla bile aynı odayı paylaşmamalıdır. Oda paylaşımı; ilerde çocuğun kişilik gelişiminde olumsuz etkiler yaratabilir.

Yabancı dil bilen dadıların avantajı ya da dezavantajı nedir?
Dadının eğitimli olması, çocuğun zihinsel gelişimini olumlu yönde etkileyebilir. Ama bakıcının görevinin bilgi öğretmek olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Öncelik, çocuğun yaşına uygun ihtiyaçlarının eksiksiz olarak karşılanmasıdır.

ZARARI ANLAŞILIR
Bakıcının çocuğa iyi baktığından nasıl emin olunur?

Çocuğun fiziksel zarar gördüğü anne-baba tarafından anlaşılır. Devamlı televizyon karşısında bırakılan, kendisiyle hiç oynanmayan çocuklarda; davranış sorunları, dil gelişiminde gecikme gözlenir. Anne-babanın, ortaya çıkan bu tip sorunlarda dikkatli olması ve çocuklarındaki değişikliklere müdahale etmesi önemlidir.

İLK YIL ANNE ŞART
Aileden biri çocukla bakıcının yanında mutlaka bulunmalı mıdır?

İlk bir yıl içinde, anne ve çocuğun uzun süreli ayrılık yaşaması sakıncalı olabilir. Bu nedenle bakıcı da olsa anne muhakkak çocukla olmalıdır. Aileden birinin bakıcıyla kalmasından daha çok, çocuğun kendisini kimin yanında güvende hissettiği önemlidir.