Bebek nasıl emzirilir ?

Bebek nasıl emzirilir ?

Bebeğin nasıl emzirileceği, henüz hamileliği sürecinde anne adaylarının kafasındaki soru işaretlerinden biridir. Bu konuda yaşanan “ya beceremezsem” korkusu, bebeğin dünyaya geldiği ilk dakikalarda doruğa çıkar. Taze annenin eli ayağına dolaşır, memeyi nasıl tutacağını, bebeğe nasıl tutturacağını bilemez.

Uzmanlar bu konuda annelere pek çok tavsiyede bulunuyor. Öncelikle doğum sonrası kendinize geldiğinizde emzirmeye, doğum şekli normal veya sezaryen olsun, mümkün olduğunca hemen başlanmalı. Çünkü saatler süren doğum eylemi sonrası dünyaya gelen bebek aç ve yorgundur. Her gebe kadının vücudunda, hamilelik süresinde bebeğini emzirebilmesi için gerekli değişimler olmaktadır. Bu yüzden hemen her anne emzirme yeteneğine sahiptir. Önemli olan bu yeteneğini uygun şekilde kullanabilmektir. Loğusalıkta annenin dikkat etmesi gereken iki önemli konu vardır. Bunlardan birisi sık olarak sıvı tüketmek, bir diğeri ise emzirmek…

Bebek emzirmenin püf noktaları

1. Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi yıkayın. Yeni kaynatılmış ılık suya batırdığınız pamukla meme başlarınızı silin. Bebeğinizi mümkün olduğu kadar dik bir pozisyonda kucağınıza alın.

2. Bebeğinizi emzirmek için öne doğru eğilmeyin, bebeğinizi göğsünüze yaklaştırın. Kol ve sırt desteği olan koltuklarda oturun. Yastıkla da vücudunuzu destekleyebilirsiniz.

3. Yan tarafınıza doğru uzanarak bebeğinizin yüzünün size dönük olmasını sağlayın. Yerleştikten sonra bebeğinizin alt dudağını memenize temas ettirin.

4. Bebeğinizin ağzı tamamen açık olsun ve meme ucunu tam olarak emsin. Bebeğinizin dili memenizin altında olmalıdır.

5. Veya meme başınızı bebeğin yanağına değdirerek onun içgüdüsel olarak memenize yönelmesini sağlayın. Bebeğinizin meme başını çevresindeki koyu renkli kısımla (ayla) birlikte ağzına almasını sağlayın. Böylece bebek bu kısma dudaklarıyla bastırdıkça meme başından süt gelir. Sadece meme ucunu emerse yeterli süt alamaz.

6. Gaz sancılarını engellemek için hava yutmasını en aza indirmek gerekir. Bunun için emzirirken bebeği dik tutmaya çalışın.  7. Bebeğiniz emzirme sırasında genellikle uyuya kalır. Göğüs değiştirme sırasında hafif uyarılarla uyandırılarak diğer göğsü de emmesi sağlanabilir.

8. Emzirmede her iki göğsü birden kullanın. Daima bir önceki emzirmede kullanılan son göğüsten başlayın.

9. Göğüs temizliğinde sık sık sabun kullanılmamalıdır.

10. Bebekler doğduklarında hayatlarının ilk 4 gününde kendilerine yetecek kadar vücutlarında yedek su ile birlikte doğarlar. Bu nedenle anne sütü bollaşana kadar dışardan su veya diğer içeceklerin verilmesine gerek yoktur.

11. Gereksiz yere başlanan ek gıdalar sonucunda bebekler kısa sürede anne sütünü bırakabilirler.

12.  İlk 4-6 ay içerisinde bebeklere anne süt yetiyorsa su dahil hiçbir ek gıda verilmesine gerek olmadığını unutmayın.

Anne sütünü arttırmak için

Anne sütünü arttırmak için

1. ÖNCELİKLE RAHATLAYIN: Psikolojik faktörler anne sütünün azalmasına ve hatta kesilmesine neden olur. Bebeğinize yetecek kadar süt üretememe endişesi sütü azaltmaya yetiyor. Endişelenmeyi ve bebeğe mama verme fikrini bir yana bırakın ve bol bol emzirmeye devam edin.

2. BOL BOL EMZİRİN: Emzirmekten asla vazgeçmeyin. Bebeğinizi doğduğu andan itibaren istedikçe emzirmeyi ihmal etmeyin. Yenidoğan bebekler genellikle 8-10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme bol süt gelmesini sağladığı gibi, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.

3. MAMA VE İNEK SÜTÜNE HAYIR; Emzirmeden önce veya sonra ticari mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Bu durum da daha az süt gelmesine neden olur. Bu tür ek gıdalara, bebek 4-6 aylık olmadan başlamayın.

4. BİBERON KULLANMAYIN: Başka sıvılar verirken dahi biberon kullanmayın. Zira bebeğin meme emmesini tümüyle kesebilir. Biberonun gerektirdiği emme şekli meme emilmesinden daha farklı ve kolay olduğu için biberonu tercih etmelerine neden olabilir.

5. GECELERİ DE EMZİRİN: Zor da olsa bebeğinizi geceleri mutlaka emzirin.  Bu durum hem bebeğin psikolojik dengesinin sarsılmaması hem de annenin süt veriminin artması açısından son derece önemli.

6. BESLENMENİZE DİKKAT EDİN: Bebeğin anne sütü aldığı dönemde sadece bebeğin değil annenin de kendi beslenmesine çok önem vermesi ve özen göstermesi gerekiyor.  Emziren kadın, günde en az iki litre sıvı, en az iki bardak süt içmeli veya yoğurt, peynir gibi süt ürünleri tüketmelidir. Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir. Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir. Ayrıca sütünün az geldiği düşüncesinde olan annelerin şekerli gıdalardan ( pekmez, bal, reçel gibi) daha fazla tüketmesi tıbben tam kanıtlanmış olmamakla birlikte yarar sağlayacaktır.

7. GÖĞÜSLERE DİKKAT- Her emzirmede, bir önceki beslenmede en son verilmiş memeden başlanmalıdır. Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık yarım saat sürmelidir.

8. DİĞER YÖNTEMLER-  Anne sütünü arttırdığı bilinen bazı bitki çayları ve   yiyecekler de anneler tarafından kullanılabilir. Örneğin bol su içmenin yanı sıra  tahin helvası, incir , dut , beyaz üzüm, rezene çayı, ısırgan çayı, bulgur ve bakliyatlar, komposto, semizotu, dereotu, havuç, hayıt, maydanoz ve kuru incir anne sütünü arttıran besinlerdir.

Anne sütünün faydaları

Anne sütünün faydaları

Yeni doğum yapmış bir annenin en büyük isteğidir bebeğini uzun süre emzirmek. Zira anne sütü bir bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için en çok ihtiyaç duyacağı şey, anne sütüdür. Peki anne sütünün bebeğe faydası nelerdir, verilmediği taktirde ne gibi sorunlar yaşanabilir. Öncelikle anne sütünün yararları saymakla bitmez. Bebeğinizin bağışıklık sistemi gelişene kadar anne sütünde gerekli olan, onu hastalıklara karşı koruyan savunucu maddeler vardır.

Ayrıca bazı alerjilere karşı da koruyucudur. Anne sütü bebekle anne arasındaki duygusal bağı arttırır ve bebeğin güvende hissetmesini sağlayacak tek yoldur. Bebeklerin en sık yakalandığı enfeksiyon hastalıkları daha az yaşanır. Bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini en iyi şekilde anne sütü sağlar. Her zaman hijyenik ve pratiktir. Bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş prematüre bebekler, anne sütünden özellikle çok ciddi yarar görürler.

İşte anne sütünün kanıtlanmış faydaları

.  Anne sütü bir bebeğin sağlıklı büyümesi için özel bir bileşime sahiptir.
.  Sindirimi çok kolay besin maddesidir.
.  Beyin gelişimine katkıda bulunur ve zeka düzeyini arttırır.
.  Anne sütünün sıcaklığı her zaman vücut sıcaklığında olup istenilen derecededir.
.  Daha az sodyum ve protein içerir.
.  Daha iyi kalsiyum emilimi sağlar.
.  Daima steril ve pratiktir.
.  Alerji yapma ihtimali daha azdır
.  Kabızlık ya da ishale neden olmaz.
.  Anne sütün alan bebekler daha sağlıklı olur.
.  Obezite olma ihtimali daha azdır.
.  Daha ekonomiktir.
.  Bebeğin ağırlık artışıyla anne sütünün yeterli olup olmadığı anlaşılabilir.

Anne sütünü artırmanın yolları

Anne sütünü artırmanın yolları

Anne sütünün azlığı veya çokluğu  kişiden kişiye göre değişebiliyor. Bazı annelerde süt, bebeğe çok gelecek kadar fazla, bazı kadınlarda ise bebeği aç bırakacak kadar az olabiliyor. İşte ikinci gruptaki anneler için bebeğin beslenmesi adeta kabus gibidir. Sütü yetmeyen anneler, arttırmak için çeşitli yöntemlere başvurur. Bebeğe mama veya ek gıda vermemek için sütünü arttırmaya çalışan annelere, uzmanların bu konuda çeşitli önerileri var.

Anne sütünü arttırmak için…

1. ÖNCELİKLE RAHATLAYIN: Psikolojik faktörler anne sütünün azalmasına ve hatta kesilmesine neden olur. Bebeğinize yetecek kadar süt üretememe endişesi sütü azaltmaya yetiyor. Endişelenmeyi ve bebeğe mama verme fikrini bir yana bırakın ve bol bol emzirmeye devam edin.

2. BOL BOL EMZİRİN: Emzirmekten asla vazgeçmeyin. Bebeğinizi doğduğu andan itibaren istedikçe emzirmeyi ihmal etmeyin. Yenidoğan bebekler genellikle 8-10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme bol süt gelmesini sağladığı gibi, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.

3. MAMA VE İNEK SÜTÜNE HAYIR; Emzirmeden önce veya sonra ticari mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Bu durum da daha az süt gelmesine neden olur. Bu tür ek gıdalara, bebek 4-6 aylık olmadan başlamayın.

4. BİBERON KULLANMAYIN: Başka sıvılar verirken dahi biberon kullanmayın. Zira bebeğin meme emmesini tümüyle kesebilir. Biberonun gerektirdiği emme şekli meme emilmesinden daha farklı ve kolay olduğu için biberonu tercih etmelerine neden olabilir.

5. GECELERİ DE EMZİRİN: Zor da olsa bebeğinizi geceleri mutlaka emzirin.  Bu durum hem bebeğin psikolojik dengesinin sarsılmaması hem de annenin süt veriminin artması açısından son derece önemli.

6. BESLENMENİZE DİKKAT EDİN: Bebeğin anne sütü aldığı dönemde sadece bebeğin değil annenin de kendi beslenmesine çok önem vermesi ve özen göstermesi gerekiyor.  Emziren kadın, günde en az iki litre sıvı, en az iki bardak süt içmeli veya yoğurt, peynir gibi süt ürünleri tüketmelidir. Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir. Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir. Ayrıca sütünün az geldiği düşüncesinde olan annelerin şekerli gıdalardan ( pekmez, bal, reçel gibi) daha fazla tüketmesi tıbben tam kanıtlanmış olmamakla birlikte yarar sağlayacaktır.

7. GÖĞÜSLERE DİKKAT- Her emzirmede, bir önceki beslenmede en son verilmiş memeden başlanmalıdır. Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık yarım saat sürmelidir.

8. DİĞER YÖNTEMLER-  Anne sütünü arttırdığı bilinen bazı bitki çayları ve   yiyecekler de anneler tarafından kullanılabilir. Örneğin bol su içmenin yanı sıra  tahin helvası, incir , dut , beyaz üzüm, rezene çayı, ısırgan çayı, bulgur ve bakliyatlar, komposto, semizotu, dereotu, havuç, hayıt, maydanoz ve kuru incir anne sütünü arttıran besinlerdir.

Hamilelikte en sık sorulan sorular

Hamilelikte en sık sorulan sorular

Gebeliği kesinleşen kadınlar ve eşlerinin, ilerleyen haftalarda yaşanan değişiklikler konusunda kafaları bir hayli karışır. Gerek gebe kadının vücudunda meydana gelen değişiklikler ve gerekse bebeğin gelişimiyle ilgili veriler, anne ve baba adaylarını bir hayli meraklandırır. Hamilelikte hekimlere en çok sorulan sorulardan bazılarını ve cevaplarını sizlerle paylaşmaya çalışacağız.

Hamilelikte idrarda şeker bulunması normal mi ?

Böbreklere doğru kan akışında meydana gelen değişiklikler, hamilelikte idrara doğru şeker kaybı olduğunu gösterir. Bu durum herhangi bir hastalık olduğunu göstermez. Hamilelikte idrardaki şeker kesinlikle şeker hastalığı olarak değerlendirilmemeli. Şüphe duyulacak başka durumlar varsa; aşırı susuzluk, cenin boyutunun genişliği ve amniyotik sıvının aşırı miktarda olması gibi… Hamilelikte şeker hastalığı için hemen araştırma yapılması gerekir. Ama tek başına şeker görülürse, bu çok düşük bir ihtimaldir veya bir anlam taşımamaktadır.

Ciltte koyulaşma neden olur ?

Gebelik süresince bazı bölgelerde pigment birikmesi sonucu ciltte koyuluklar meydana gelebilir. Hamilelikte göğüs ucu etrafında, göbek deliğinde ve perinede (apış arası) pigmentlerin çoğalması yaygındır. Ayrıca, göbekten kasığa uzanan koyu çizginin oluşumu da sık görülür. Tüm bunlar normaldir ve ciltteki koyulaşma geçicidir, doğumdan birkaç hafta sonra yok olur.

Karpal tünel sendromu nedir ?

Gebelik sırasında bir ya da bazen iki elin parmaklarında ağrı, hissizlik ve hatta hastalık hissedildiği durumdur. Bu durum sadece hamilelikle sınırlandırılamaz fakat ilk olarak gebelik esnasında ortaya çıkabilir. Bu durumda, su tutumu kısmen suçlanabilir. Az da olsa, bu belirtilerden kurtulmak için bazen cerrahi müdahale gerekebilir. Ama çoğu vakada, parmakların tahta ile sarılması duruma yardımcı olabilir. Genelde doğumdan sonra kendiliğinden geçer.

Hamilelikte rahim boyutu ne olur ?

Rahmin boyutunun sürekli büyümesiyle, hamileliğin gelişiminin bağdaşması doğaldır. Rahim gebelik öncesinde 30-50 gram kadarken, ağırlık olarak her dönem 25-30 kez büyüyerek bir kilograma kadar ulaşır. Gebelik öncesinde rahim oyuğu 4-5 mi kadarken, dönem sonunda, bin katı kadar büyüklüktedir. Bu yapı, bir kadının yumruğundan bile küçükken, içinde bir bebek, plasenta ve sıvıyı barındıracak kadar büyür ve hepsiyle birlikte, 8 kilograma veya daha fazlasına ulaşır.

Hamilelik göbeği ne zaman belli olur ?

Hamilelik göbeği genellikle 12. haftaya kadar dışarıdan belli olmaz. Çünkü bu zaman kadar gebelik tamamen pelvistedir. İstisna olarak çoklu hamileliklerde göbek daha erken çıkabilir. Kadının yapısına göre, 18-20. haftadan önce göbek çıkmayabilir. Bu yan dönemden sonra, karın şişer ve bedenin büyümesi hızla gözle görülür olur.

Nasıl kimileri iri, kimileri zayıf hamile oluyor ?

Bu duruma bir çok neden etken olabilir. Uterusun içerdikleri, karnın büyüklüğünü etkiler (ikiz taşıyan bir karın daha büyük olur), fakat bu tek neden değildir. Karın kaslarının durumu ve büyüyen rahmi idare edişi de önemlidir. Diğer bir etken ise karın duvarında, cilt altında birikmiş yağ miktarıdır. Bu, dış görünüşü etkileyecek kadar büyük olabilir. Revaçta olan inanışın tersine, aslında, hamile karnının büyüklüğü bebeğin büyüklüğünü göstermek için zayıf bir rehberdir.

Çatlaklara neden olan nedir ? Çatlak oluşumu önlenebilir mi ?

Karnın gerilmesi, cildin altındaki bağlayıcı dokuların kopmasına neden olur ve böylece çatlaklar oluşur. İşte bu yüzden, çatlak hamileliğin değişmez özelliğidir. Bazıları diğerlerinden bu durma daha yatkındır. Aşırı şişmanlık bu oluşumun ihtimalini yükseltir. Bir de sarışın kadınlann daha yatkın oldukları söylenir. Çatlaklar, koyulaşabilir, bazen koyu kahve hatta siyah olabilir. Doğumdan sonra rengi açılır, gümüşi beyaz ve düzensiz çizgiler olur. Zaman içinde, çeşitli losyonların çatlak oluşumunu önlediği iddia edilmiştir. Fakat buna dair kesin bir kanıt yoktur.

Kasılmaların, hamileliğin erken döneminde başladığı söylenir, doğru mu ?

Doğum öncesi kasılmaları deneyimi kadından kadına değişir. Aynı zamanda bir kadının bir hamileliğinden diğerine göre de değişir. 14. haftada başlayan ağrısız kasılmalardan hamile kadın bihaberdir. Gebelik ilerledikçe, bir yok olup, bir ortaya çıkarak devam eder. 30. haftaya doğru, kadın bunların farkına varmaya başlayabilir, fakat bu dönem de nerdeyse hep ağrısız geçer bu kasılmalar. Braxton-Hicks adıyla bilinirler. Plasenta ve fetüs, bu kasılmalara neden olan bir sürü hormon üretir. Buna karşılık, mevcut diğer hormonlar (projesteron da bunların arasındadır), verdiği etkiyle durumu dengeler ve elde olmayan bir erken doğumu engeller.